belgrad-gezilecek-yerler

BELGRAD GEZİ NOTLARIM

Balkan seyahatimde beşinci ülke topraklarına varışım Sırbistan’ın başkenti ve Güney Doğu Avrupa’nın en önemli şehirlerinden Belgrad ile olmuştu. Bu yazımda 3 gece kaldığım Belgrad ile ilgili birçok konudaki gözlemlerimi anlatmaya çalışacağım.

  • KISA TARİHİ GEÇMİŞİ

Milattan Önce 4. yüzyıla uzanan bir tarihi geçmişi olan Belgrad’ın, Türk hakimiyetine girmesi 1521 yılında Kanuni Sultan Süleyman döneminde olmuştur. Balkanlar gezime çıkmadan önce okuduğum “Seyahatname”de Evliya Çelebi, Belgrad’ın fethinden sonra şehrin, o dönemki adıyla Semendire, günümüzdeki adıyla Smederevo sancak beyi olan Gazi Bali Bey’e bağışlandığını söyler. Gazi Bali Bey, meşhur akıncı ailesi Malkoçoğulları soyundandır ve aynı zamanda Sultan II. Bayezid’in de damadıdır.

Belgrad şehrine bir çok yerde “Beyaz Şehir” dendiğini görmüşsünüzdür. Evliya Çelebi ise “Belgrad” isminin “bakımlı, donanımlı ve taht merkezi olacak yer” anlamına geldiğini söylüyor.

  • ULAŞIM

Saraybosna yazımda da anlattığım gibi Belgrad’a bu şehirden ulaşmak için bir kaç seçenek mevcut :

  1. Saraybosna ana otobüs terminalinden sabah saat 06:00’daki otobüse binmek. Bu seçenekte yolculuğun saat 13:10’da tamamlanması planlanıyor ve tek yön bilet ücreti 47 KM yani yaklaşık 23-24 Euro.
  2. Saraybosna’nın Autobusna Stanica Istočno yani Doğu Terminali olarak geçen otogarından 09:45 otobüsüne binebilirsiniz. Hatırladığım kadarıyla buradan ayrıca 12:30 ve 15:00’da da seferler var. Bu terminali tavsiye etmiyorum, çünkü bindiğim otobüs her saatte en az 2-3 sefer durmuştu. Bu duraklamalar, kimi zaman 5 dakika kimi zaman 15-20 dakika şeklindeydi. Saraybosna’dan Belgrad’a ulaşmak tam 8,5 saatimi almıştı. Saraybosna şehir merkezinden buraya taksiyle süre olarak 20-25 dakika, ücret olarak ise sanıyorum 15-20 KM arası bir şey tutar. Doğu terminalinden Belgrad’a otobüs ise yaklaşık 40 KM tutmuştu.
  3. Diğer bir yöntem ise Taxi Travel denen şirket. Bu şirketin sabah 08:00 ve akşam 17:00’de olmak üzere Belgrad’a iki seferleri var ve ücret olarak 20 Euro istiyorlar. Hem otobüsten daha ucuz hem de otobüs ortalama 7-8 saat sürerken, bu 5 saat sürüyor. Rezervasyonlar kendi Facebook sayfası üzerinden kolaylıkla yapılıyor. Yine de her zaman güvenmemek lazım, çünkü defalarca onay almama rağmen gelmemişlerdi. Ancak, Belgrad’a gittiğimde bana jest yapmak için hiç ödemediğim 20 Euro’yu getirdiler. Bu şekilde, Belgrad için yolculuk ücreti neredeyse bedavaya gelmiş oldu. Tek olumsuz yanı ise zaman kaybıydı.

Belgrad şehrinde otobüs terminali ve tren garı yan yana bulunuyor. Otobüs ile Niš kentine, tren ile Petrovaradin ve Novi Sad’a gitmiştim. Bunlar ile ilgili detayları daha sonraki yazılarımda bulacaksınız.

Belgrad Tren İstasyonu’nda bilet alırken dil problemi yaşayabilirsiniz. Novi Sad bileti alırken 2-3 tane farklı gişeden bilet almak istedim, ancak görevliler bir kelime bile İngilizce bilmiyordu. Bu gişelerin hemen karşısına bir de Information bölümü koymuşlar, ancak ne için koyduklarını hiç mi hiç anlamadım. Bilgi almak için yanlarına gittiğimde İngilizce bilmediklerini söylediler. En sonunda bahsettiğim bu gişelerden bir görevli bayana denk geldim ve o da sınırlı düzeyde de olsa İngilizce bildiğinden bilet işimi halledebilmiştim.

Şehir içindeki tramvay ve troleybüs hattını ise hiç kullanmadığımdan yorum yapamayacağım. Zaten Belgrad’ta sanıyorum tramvaya falan binmeye ihtiyaç duymayacaksınız. Şahsen, gideceğim bazı yerler biraz uzak olsa da ben hep yürüme yolunu seçmiştim.

  • PARA BOZDURMA

Sırbistan’da kullanılan para birimi Sırp Denarı’dır ve kur 1 Euro düz hesap olarak yaklaşık 120 Sırp Denarı (RSD) yapıyor. Tabi ne kadar turistik yerdeyseniz 1 Euro = 120 RSD civarı para bozdurmanız olası. Kısacası, gideceğiniz yere göre kur 120-123 RSD bandında değişebiliyor.

sirp-dinarı

Sırp Denarlarım

Benim para bozdurduğum yerlerden, hemen tren garı içindeki dövizci ilk gün 1 Euro = 121 RSD, ikinci gün 1 Euro=120 RSD şeklinde bozum yaparken, otobüs biletinin alındığı yerde ise 1 Euro = 120,50 RSD’den bozum yapmışlardı. Şehir merkezindeki Republike Meydanı’nda küçük dövizcideki güzel abla ise 1 Euro=122 RSD şeklinde bozmuştu.

  • EMANET BAGAJ

Belgrad’da emanet bagajlık işim olmadı ama hatırladığım kadarıyla otobüs terminalinde bagaj emanet bölümü mevcut. Fiyatını bilmiyorum ama ortalama 1 Euro’ya eş değer bir fiyattır diye tahmin ediyorum.

  • OTOBÜS BAGAJ ÜCRETLERİ

Daha önceki yazımlarımda da bahsettiğim gibi otobüs bagaj ücretlerine Makedonya ve Arnavutluk hariç, gezdiğim diğer tüm Balkan ülkelerinde rastladım. Örneğin, Niš Ekspres firması ile Belgrad’tan Niš kentine giderken, valizimi otobüsün bagajına koymam için görevli benden 50 RSD ücret almıştı.

  • SINIR GEÇİŞLERİ

Saraybosna’nın Doğu Terminali’nden 09:45’te yola çıkıp Sırbistan’ın Zvornik Sınır Kapısı‘na vardığımızda saat 14:10’u gösteriyordu. Yani yaklaşık 4,5 saatte sınıra ancak gelebilmiştik. Sınırda, otobüsteki İsviçreli olduğunu tahmin ettiğim bir elemanın aşağıya indirilip sorgu odası gibi bir yere götürülmesi sebebiyle biraz bekleyip toplamda Bosna Hersek ve Sırbistan tarafını 25 dakikada geçtik. İki tarafta da pasaport memurları pasaportları topluyor ve giriş çıkışı yaptıktan sonra geri veriyor. Kısacası, tedirgin olacak bir durum yok.

Sorunsuz bir şekilde sınırı geçtikten sonra pasaportuma baktım, Bosna tarafından çıkışta Karakaj, Sırp tarafına girişte ise Zvornik damgası vurulmuştu.

  • KONAKLAMA

Belgrad’ta kaldığım 3 gecede konaklama olarak otobüs terminaline ve tren garına yürüme 5 dakika mesafede bulunan Hostel Wake Up‘ı tercih ettim ve gayet de memnun kaldım. Saraybosna – Belgrad otobüsünde tanıştığım Türk arkadaş ile beraber kalmıştık. Ben 4 kişilik odada tek yatak olarak rezervasyon yapmama rağmen, müsaitlik olduğu için beni, fiyat farkı almaksızın iki yataklı, TV’li bir odaya verdiler. Türk arkadaş ile 1 gece kaldık. Sonraki iki gece ise tek kaldım. Kahvaltı dahil 3 gecelik fiyat olarak ise 30 Euro vermiştim ve buna günlük 1,25 Euro’luk şehir vergisi de dahildi.

Hostel ayrıca, Knez Mihailova ve Kalemegdan’a en fazla 15 dakikalık yürüme mesafesinde bulunuyor. Hostel çalışanı Miroslav gerçekten çok ilgili ve şehir hakkında çok bilgili bir kişi. Kendisi aynı zamanda tur rehberliği de yapıyor. Hatta, onunla Niš’te tekrar buluşup akşam şehri ve kaleyi tekrar gezmiştim. Yerel biriyle bir yeri gezmek kadar iyi bir şey olamaz. Miroslav, bunların dışında Novi Sad’a gitmek için yola çıkmadan, kahvaltıdan sonra bana birkaç tane ücretsiz sandviç hazırlamıştı.

Hostel Wake Up’a ulaşmak için otobüs terminalinden ana cadde olan Karadordeva Caddesi’ne çıkıp ilerledikten sonra karşımıza çıkan kavşaktan sağa doğru (Beogradska Zadruga’nın tam karşısı) Kraljevića Marka Caddesi’ne devam etmek gerekiyor. Bu saydığım yerler aynı zamanda Savamala denilen bölge sınırları içerisinde kalıyor. Yani sonuç olarak, bu hosteli hem ekonomik oluşu hem de lokasyon bakımından kesinlikle tavsiye ederim.

  • BELGRAD GEZİLECEK YERLER

Belgrad’ın merkezi aslında fazla büyük değil ve temel yerler bir günde gezilebilir desem yanlış olmaz sanırım. Bütün olay, genel olarak Kalemegdan, Knez Mihailova Caddesi, Republike Meydanı ve Skadarska bölgesi arasında toplanmış durumda. Bu yerleri, otobüste Saraybosna – Belgrad otobüsünde tanıştığım ve aynı hostelde kaldığım Serbülent isimli bir arkadaş ile gezdim. Kendisi gayet bilgili biriydi ve bu birkaç gün içinde birbirimize bilgi ve gezi kültürü anlamında önemli şeyler kattığımızı düşünüyorum. Neyse, lafı fazla uzatmadan gezdiğim yerler ile ilgili gözlemlerimi anlatmaya çalışayım :

Kalemegdan : Evliya Çelebi’nin de anlattığı gibi Belgrad Kalesi, Tuna ve Sava Nehirlerinin toplandığı mahalde bir burun ucunda bulunur. Kalemegdan, hem eski bir kale hem de günümüzde Belgrad’ın merkezi parkı olan ve içinde ayrıca müze, galeri, spor alanları ve bir de hayvanat bahçesi bulunduran bir kompleks gibidir. Hem gün batımında hem de gündüzleri sunduğu mükemmel manzara ile Belgrad şehrinde kesinlikle ilk gidilmesi gereken yerdir diye düşünüyorum. Giriş ücretsiz. Kalemegdan’ın daha detaylı görüntüleri için Youtube Kanalım‘daki videolarımı izleyebilirsiniz.

Bu arada unutmadan söyleyeyim. Tuna Nehri’nin Sırpça ismi Dunav ve İngilizce ismi Danube’dir. Bu isimleri çeşitli yerlerde göreceğiniz için hatırlatmakta fayda var. Ayrıca kaleden bakıldığında tam karşımızda ve solda bulunan nehir Sava, sağ tarafta bulunan diğer nehir ise meşhur Tuna Nehri‘dir.

belgrad-gezilecek-yerler

Kalemegdan’dan Sava ve Tuna Nehirlerine bakış

Gelelim çok geniş bir park ve kale olan Kalemegdan’daki yapılara… Öncelikle, kalenin Sava Nehri’ne bakan ön tarafında Zafer Anıtı ya da Sırpça ismiyle Pobednik isimli bir anıt bulunur. Bu yapı Sırbistan’ın, Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’na karşı elde ettiği zaferlerin anısına dikilmiş. Bu anıtın hemen alt tarafında yer alan tarihi kapı ise Kral Kapısı‘dır.

belgrad-gezilecek-yerler

Zafer Anıtı ve Kral Kapısı

Biraz daha geride ise 18. yüzyıl başlarında Avusturyalılar tarafından yapıldığı tahmin edilen Roma Kuyusu isimli bir kuyu var ve o dönem zindan olarak kullanılmış. Roma Kuyusu denmesinin sebebi ise burada çok eskiden Roma döneminden kalma bir yapı olduğunun düşünülmesiymiş.

Kral Kapısı’ndan ileriye merdivenli kısma doğru devam edildiğinde sol tarafta dört adet büst bulunuyor. Bunlar, Yugoslavya dönemi ulusal kahramanlarının büstüymüş.

belgrad-gezilecek-yerler

Ortadaki yeşil alanın sağ kısmında bulunan yer.

Biraz daha ileriye gidildiğinde Ulusal Tarih Müzesi Galerisi bulunuyor. Yine ona yakın bir yerde de Askeri Müze (Vojni Muzej) yer alıyor. Giriş 150 RSD idi, ancak biz müze çevresinde dolaşmayı tercih ettik. Askeri Müze’nin ücretsiz olarak gezilebilen dış tarafında çeşitli dönemlerden kalma tanklar, toplar (19. yüzyıl Osmanlı topları da var) ve çeşitli savaş arabaları bulunuyor.

belgrad-gezilecek-yerler

Askeri Müze

Askeri müzenin az ilerisinde ise bir Saat Kulesi bulunuyor. Evliya Çelebi’nin Saat Kapısı olarak bahsettiği bu yer, Yukarı Hisar olarak anlattığı kısımda bulunuyor. Onun hemen gerisinde bulunan ve Kalemegdan’ın ana giriş kapısı olan kapı ise 1750’lerde yapıldığı tahmin edilen İstanbul Kapısı‘dır. İstanbul Kapısı ile Saat Kapısı birbirine ahşap bir köprü ile bağlıdır. İstanbul Kapısı’ndan geçerken sol tarafta eski eşyaların ve çeşitli araç gereçlerin sergilendiği küçük bir galeri var.

belgrad-gezilecek-yerler

Saat Kulesi ve kapısı

Saat Kapısı’nda girip surların orta kısmına doğru ilerleyince orada hendek gibi bir yerde kalan eski bir çeşme var. İşte bu çeşme, Sokollu Mehmed Paşa’nın (ya da Sırpça olarak Mehmed Pasha Sokolović) yaptırmış olduğu çeşmedir.

belgrad-gezilecek-yerler

Sokollu Mehmed Paşa’nın çeşmesi

Kalenin Tuna Nehri tarafına doğru ilerleyince karşımıza bir kule ve kapı çıkıyor. Buranın ismi Dizdar Kulesi (Dizdareva) ya da Despot Kulesi ve yanındaki kapı da yine bu iki adla anılıyor. Burası günümüzde astronomik gözlemevi olarak kullanılıyor ve kulenin manzarası gerçekten güzel. Giriş 100 RSD.

belgrad-gezilecek-yerler

Dizdar Kulesi ve Kapısı

Buranın da biraz ilerisinde ise yine ahşap bir köprü ile bağlı olan ve Kalemegdan’ın simge kapılarından biri olan 15. yüzyıl yapısı Zindan Kapısı‘dır. Osmanlılar döneminde zindan olarak kullanıldığı için bu ismi almıştır.

belgrad-gezilecek-yerler

Zindan Kapısı

Kalemegdan’ın orta kısımlarında bir yerde ise resmen kendini unutturmuş bir türbe bulunuyor. Bu türbe, 1715 yılında Venedikliler’den Mora’yı alarak “Mora Fatihi” ünvanını alan ve 1716 yılında Avusturyalılara karşı kaybedilen Petrovaradin Savaşı’nda şehit olan Silahtar Damat Ali Paşa’nın türbesi yer alıyor.

belgrad-gezilecek-yerler

Damat Ali Paşa Türbesi

Kalemegdan’ın biraz daha aşağı kısımlarında ise Osmanlılar döneminde baruthane olarak kullanılan ve Belgrad şehrinin en eski kilisesi olan Ružica Kilisesi bulunuyor. Giriş ücretsiz.

belgrad-gezilecek-yerler

Ruzica Kilisesi

Ruzica Kilisesi’nin alt tarafında ise St. Petka isminde küçük bir kilise daha bulunuyor. Buraya da giriş ücretsiz.

belgrad-gezilecek-yerler

St. Petka Kilisesi

Kaleden aşağıya inildiğinde ise geniş, park gibi bir alan karşımıza çıkıyor. Burada, ilk bakışta hamam olduğunu tahmin ettiğim ve sonrada internet araştırmama göre doğru tahmin ettiğim 18. yüzyıl Osmanlı yapısı, beyaz renkli, kubbeli bir hamam bulunuyor. Çektiğim resim karanlık çıktığı için buraya koyamıyorum.

Bu alandaki ve bir bütün olarak kalenin belki de en önemli parçası 15. yüzyılın ortalarında yapıldığı tahmin edilen Nebojsa isimli kuledir. Evliya Çelebi’nin anlatımında, Belgrad kuşatması sırasında kaledeki askerler Osmanlı askerlerine teslim bayrağını bu kale üzerinde sallandırmışlar. Ancak, hile yapıp birçok Osmanlı askerini öldürmüşler. Kuşatma devam edip yeniden teslim istediklerinde bu kez Kanuni Sultan Süleyman, kale askerlerinin çağrısına kulak asmayıp kaleyi fethetmiştir. Bu kule, Osmanlılar zamanında bir dönem zindan olarak da kullanılmış.

Akşam hava kararmaya yakın bu aşağı kısma indiğimiz için kuleyi ziyaret edemedik. Giriş ücreti 200 RSD imiş.

belgrad-gezilecek-yerler

Nebojsa Kulesi

Kalemegdan’da son olarak Nebojsa Kulesi’ne yakın yerde bulunan ve 1736 yılında yapılmış olan VI. Karl Kapısı adlı yeri inceledik. Bu kapı ve bahsettiğim kapılar dışında daha bir çok yerde kapılar bulunuyor.

belgrad-gezilecek-yerler

VI. Carlo Kapısı

Kalemegdan sınırları içinde gezebildiğimiz yer işte bunlar. Hava kararmaya yakın aşağı taraftan son olarak kalenin bir fotoğrafını alıp günü bitirdik.

belgrad-gezilecek-yerler

Aşağı kısımdan kalenin fotoğrafı

Knez Mihailova : Belgrad’ın her daim kalabalık, sayısız cafe ve dükkanların bulunduğu bir caddedir. Bizde İstiklal Caddesi neyse Belgrad’ta da Knez Mihailova odur desem yanlış olmaz.

belgrad-gezilecek-yerler

Knez Mihailova

Republike Meydanı : Belgrad şehrinin merkezi ve buluşma yeridir. Büfeler, cafeler, oturma yerleri ve ücretsiz wi-fi bulabileceğiniz bir meydandır.

belgrad-gezilecek-yerler

Republike Meydanı

Narodna Muzej : Yukarıda Republike Meydanı için koyduğum resimde tam karşıda bulunan bina Narodna Muzej yani Sırbistan Ulusal Müzesi’dir. İçerisinde, ünlü ressamların da tablolarının bulunduğu 400 binden fazla eser barındırıyormuş.

St. Sava Katedrali : Sırbistan’ın en büyük Ortodoks katedraliymiş ve 1935 yılında yapımına başlanmış. Katedralin içerisinde kayda değer çok fazla bir şey göremedim, zira restorasyon hala devam ediyordu. Giriş ücretsiz. Burada aynı zamanda, hayatında sanki hiç katedral görmemiş, abuk subuk hareketler yapan, göreceli olarak iyi giyimli üç kişilik Türk turist(!) grubu vardı. Lütfen onlardan olmayın.

Nikola Tesla Müzesi : Bu müzede “Elektriğin Tanrısı” denilen ve günümüzde florasan lambadan uzaktan kumandaya, neon ışıklarından lazere, x-ray ve mikro dalga fırına daha birçok şeyin temelinde imzası olan Nikola Tesla’nın kişisel eşyaları ve buluşları sergileniyor. Tüm dünya için bu kadar önemli bir kişinin eğitim müfredatlarında yer almamasını ya da detaylı anlatılmamasını anlamıyorum. Şahsen, ben de Nikola Tesla hakkında hemen hemen hiç bir şey bilmiyorken, bu müze sayesinde biraz bilgi sahibi oldum. Müze Pazartesi hariç her gün açık ve giriş ücreti 500 RSD.

Açıkçası müze öyle büyük bir müze olmamakla birlikte içeride görülecek kısımlar çok da fazla değil. Ancak, sanıyorum her saat başı olan rehberli anlatımlara denk gelirseniz müzeden tatmin olmuş bir şekilde ayrılabilirsiniz. Biz gittiğimizde 13:00’daki anlatıma denk geldik. Mühendislik bölümü öğrencilerinin rehberliği ışığında önce yaklaşık 15-20 dakikalık İngilizce anlatımlı bir belgesel izledik. Bu belgeselde Tesla’nın hayatı, çalışmaları ile ilgili çeşitli evreler ve ülkesindeki olanakların kısıtlı olmasından dolayı Amerika’ya gidişinden bahsediliyor.

Belgesel bittikten sonra ise rehber, Nikola Tesla’nın buluşlarını anlatıp bazılarını deneysel olarak çalıştırdı. Şüphesiz, bunlar içinde en ilgi çekici olan şey ise kesinlikle Tesla Bobini adı verilen düzenekti. Burada, müzeyi ziyaret edenler ellerine birer florasan alıyor ve rehber düzeneği çalıştırdığında florasanlar hiç bir yere bağlı olmamasına rağmen yanıyor. Gerçekten olağanüstü bir andı. Bununla ilgili çektiğim enfes videoyu aşağıda izleyebilirsiniz.

Tašmajdan Park : Türkçe ismiyle Taş Meydan Parkı, Belgrad’ın geniş ve yemyeşil parklarından biridir. Eskiden burası taş ocağı ve mezarlık olarak kullanılmış. Taş Meydan Parkı’ı önceleri o kadar çukur bir alanmış ki, II. Dünya Savaşı yıllarında Almanlar barınaklarını bu bölgeye yapmışlar. Normalde parkın alt kısmına girilebiliyormuş, ancak güvenlik sebebiyle halka açık değil. Halen daha Nazi döneminde kalma mayınların olduğu tahmin ediliyormuş.

Parkın baş tarafında ise çok uzun bir geçmişi olmayan St. Mark Kilisesi bulunuyor.

Sırbistan Ulusal Meclisi : Taş Meydan Park’ın ve St. Mark Kilisesi’nin hemen arkasında bulunuyor.

Bayraklı Camii : 1575 yılında yapıldığını öğrendiğim Bayraklı Camii, günümüzde Belgrad’ta ibadete açık olan tek camiymiş. Belgrad’ın kontrolünün 18. yüzyılın ilk yarısında Avusturyalılara geçmesinden sonra bu camii bir dönem kilise olarak kullanılmış. Osmanlılar, Belgrad’ta hakimiyeti tekrar sağlayınca, bu yapı tekrar camiye çevrilmiş. Caminin hemen kenarındaki küçük alanda ise atıl durumda bulunan Osmanlı mezar taşları bulunuyor.

Küçük sayılabilecek bu camiye giriş ücretsiz. Biz oraya gittiğimizde içeride namaz kılan birkaç kişi olmasına rağmen, yine Türkiye’den gelen turist grubundaki bazı orta yaşlı bayanlar bağıra bağıra cami hakkında kritik yapıyorlardı ve içeride dolaşıyorlardı.

belgrad-gezilecek-yerler

Bayrakli Camii

Bayraklı Camii’nin biraz ilerisinde Pedagoji Müzesi, Etnoğrafya Müzesi, bir iki tane galeri ve St. Michel Katolik Kilisesi bulunmasına rağmen ilgimizi çekmediğinden girmedik.

Skadarlija : Skadarska olarak da bilinen bu bölge Belgrad’taki “Bohem” hayatının olduğu bölgedir. Burada, bir çok cafe, restorant ve akşamları canlı müzik performansları oluyor. Arnavut kaldırımlarıyla da ünlü olan bu yer, bana Paris’teki Montmarte bölgesini hatırlattı.

belgrad-gezilecek-yerler

Skadarlija Bölgesi

Beogradska Zadruga : Bu bina 1882 yılında kurulan ve küçük işletmeleri ve zanaatkarları desteklemek amacıyla kurulmuş bir kooperatif bankaymış. Geceleyin çektiğim bu görüntüsüyle sanıyorum Belgrad’taki en güzel yapılardan biridir.

belgrad-gezilecek-yerler

Beogradska Zadruga

Yukarıda saydığım yerler dışında benim gitmediğim, ancak kesinlikle gidilmesi tavsiye edilen ve Belgrad şehir merkezinin en eski komşusu, fotojenik arnavut kaldırımlı sokaklarıyla ünlü Zemun Bölgesi ve hemen Sava Nehri üzerinde bulunan ve 8 kilometrelik çakıl taşlı plajı bulunan Ada Ciganlija‘yı da gezebilirsiniz.

  • YEME – İÇME

Diğer Balkan ülkelerinde olduğu gibi Belgrad’ta da birçok yerde cevapi ve pljeskavica gibi yöresel yiyeceklerin yanı sıra birçok cafede pizza da yiyebilirsiniz. Açıkçası, illa gittiğim yere özgü yemek yeme takıntım olmadığı için yeri geldi market alışverişi yaptım, yeri geldi pizza yedim, yeri geldi döner yedim.

Mesela, Republike Meydanı’nda oturakların biraz arka tarafında kalan köşede bir yerde Yunan döneri (Gyros) satan Solunac adlı mekanda iki kez döner yemiştim. Tavsiye edebilirim. 1 gyros + 1 kola için 450 RSD ödemiştim.

  • BELGRAD GECE HAYATI

Belgrad denince akla ilk olarak gezilecek yerlerden ziyade güzel Sırp kızları ve gece hayatı gelir. Hem ulaşım kolaylığı hem de Türk vatandaşlarına vize istememesi dolayısıyla da Türkler açısından popüler yurt dışı tatil yerlerindendir.

Öncelikle Belgrad gece hayatına atılmak için genel olarak rezervasyon yapılması tavsiye ediliyor. Kaldığım hosteldeki Miroslav’ın bana verdiği site olan http://www.beogradnocu.com/en/ adresine girip mekanlar için rezervasyon yapabilirsiniz. İstediğiniz mekanın numarasını WhatsApp’tan ekleyip mesaj yazıp anında cevap alabilir ve rezervasyon işinizi halledebilirsiniz.

Belgrad’ta eğlence mekanları genel olarak Sava Nehri’nin iki tarafında yoğunlaşmış durumda. Gittiğim ve hakkında bazı bilgiler edindiğim mekanlardan bahsedecek olursam;

Kalemegdan : Burayı yazmamın sebebi Kalemegdan’da bazı zamanlarda festivallerin yapılması. Mesela, ben oradayken “Manifest” adında festival vardı. Gündüz vakti, bunun için çeşitli stantlar kurulmuştu ve hazırlıklar falan yapılıyordu. Giriş 300 RSD idi ama geç kaldığımdan gidememiştim.

Čorba : Bu mekan rock – metal müzik ağırlıklı bir yer olduğundan Miroslav’ın tavsiyesiyle, akşam saat 22:30 için rezervasyon yaptırıp gitmiştim. Ancak gittiğimde mekan neredeyse bomboştu. En fazla 5 dakika durup bir şey içmeden dışarı çıktım.

Tilt Club : Čorba’dan çıkıp daha sonra bu mekana gittim. Ama, bir de ne göreyim, mekan kapalıydı. Sanıyorum sezon henüz açılmadığı içindi. Seyahate çıkmadan önce internetten araştırdığım kadarıyla bayağı güzel yorumları vardı.

Club Brankow : Bu mekana rezervasyon yapılması şart. Ben saat 12 gibi rezervasyon yaptırmıştım. Yer olarak, Brankow Köprüsü’nün hemen ayağında bulunuyor. Çok fazla büyük olmasa da eğlencesi güzel. İçeride, gün içerisinde St. Sava Kilisesi’nde gördüğüm abuk subuk hareketler yapan tiplere benzer kişilere rastladım. Bunlarım giyimleri daha kötüydü ama apaçilikte üzerlerine yoktu. Türk kimliği bu kadar aşağılara düşürülmemeli.

Stefan Braun : Bu mekana genelde bizim Türk tayfası hatun kaldırmak için gittiğinden, Miroslav’ın da görüşünü alarak gitmedim. Yorumlara bakılacak olursa, apaçivari bir şekilde kızlara salça olan Türk ve Arap kesimi görebilirsiniz.

Nehrin karşı tarafına geçmeden Kalemegdan’ın alt tarafındaki yoldan düz devam edince Tilt Club’a yakın Beton Club adında bir club daha var. Ben gitmedim ama Miroslav tavsiye etti. Oraya da gidebilirsiniz.

Hem sezon tam olarak başlamadığından hayal kırıklığına uğrarım diye hem de biraz yorgun olduğum için Sava Nehri’nin karşı kıyısındaki mekanlara gitmedim. Zaten saat de gece 3’e geliyordu. Yine burada hem okuduğum yorumlar hem de Miroslav’ın demesine göre tekno müzik ağırlıklı Club 20/44, Sava Nehri’nin Tuna Nehri ile birleştiği noktaya yakın pop, rock, disco müzik ağırlıklı Shake’n Shake, yine disco ve house müzik ağırlıklı müzikleri olan ve Belgrad’ın en iyi kulübü olan Club Freestyler ve benzer konseptte Club 94‘e gidebilirsiniz.

Bunların dışında ise nehir kıyısında River ve Lasta isimli kulüpler ve merkezden biraz içeride kalan Plastic Club ve Witch Bar adlı mekanlar da araştırılabilir. Bunlar hakkında bir bilgim olmadığı için yorum yapamayacağım.

  • SIRP İNSANI NASIL?

Genel olarak “Sırp” denildiğinde, hep Türk karşıtlığıyla bilinen ve Türkleri sevmeyen fanatik insanlar topluluğu aklımıza gelir. İlla ki, tarihsel sebeplerden dolayı bu durumda olan bir kesim vardır, ancak benim gördüğüm, tanıştığım ve hatta bir seferlik konuştuğum kişilerde bile bu kin ve nefretten bir belirti göremedim. Aksine, kimle konuştuysam gayet iyi ve samimilerdi.

Mesela, Novi Sad’tan gelirken tren istasyonunda trenin hangi perondan kalkacağını sorduğum bir eleman ile muhabbet ilerleyince 1,5 saate yakın yolu aynı kompartmanda gerek spor, gerek siyaset, gerek tarih, gerek turizm hakkında gerekse de havadan sudan konulardan konuşarak geldik. Hatta bulunduğumuz kompartımanda bulunan güzel bir Sırp bayan da Türk olduğumu duyunca o da bizimle muhabbete katılmak istedi.

Bundan başka, Club Brankow’da da gerek erkek gerek kızlarla da sıcak muhabbetlerim oldu. Hatta kız-erkek karışık bir grup bana içki ısmarlamıştı.

Sonra, Niš kentinde de acil döviz bürosu ararken, ışıklarda benim yaşlarımda bir kıza sormuştum (ayak üstü muhabbette Türk olduğumu söylemişim). Benimle beraber neredeyse 100 metre kadar yürüyüp beni döviz bürosunun olduğu yere getirmişti.

Demem o ki, her milletin iyisi kötüsü vardır. Önemli olan, önyargılarla hareket etmek değil, seyahat edip farklı kültürleri tanımaya çalışmak ve ona göre davranmaktır.

[GEZİ TARİHİ : 25-26-27 Mayıs 2016]

4 yorum

  1. Novi Sad’a otobüs ile ulaşım var mı Belgrad’tan?

  2. Belgrad’a ulaşım konusunda daha detaylı bir yazı okuduğumu hatırlamıyor. Eline sağlık hocam nefis bir yazı olmuş.

  3. Abi valla helal olsun. Ayrıntısına kadar Belgrad’ı açıklamışsın. Böyle kaliteli yazıları gördükçe mutlu oluyor insan. Saygılar.

a Yorum Yap Deniz Topçu Vazgeç

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

WpCoderX