canakkale-gezilecek-yerler

ÇANAKKALE – TROYA – ASSOS GEZİ NOTLARIM

Geçen yıl Nisan ayında yıllık iznimin yarısını İtalya‘da geçirmeyi kesinleştirdikten sonra kalan kısmı için de Google Maps’te değişik destinasyonlara bakıp hayaller kuruyordum. Bir gün boş boş otururken rafta gözüme çarpan “Lonely Planet Turkey”in son baskısını alıp okumaya başladım ve sonuç olarak İstanbul > Çanakkale > Troya > Assos > Bergama > Pamukkale > Kapadokya > Trabzon > İstanbul rotası çıkardım. Bu saydığım yerleri gezebilmem için 8 günüm vardı.
turkiye-gezi-rotalari

Ana hatlarıyla gezi rotam

  • ÇANAKKALE MERKEZ

Ulaşım

İlk hedefim Gelibolu Yarımadası üzerinden Çanakkale’ye ulaşmaktı. Zaman kaybını ortadan kaldırmak için gece 00:45 otobüsüne bilet almıştım. Tahminlerime göre sabah 06:30 gibi orada olacaktım. Yolculuğum boyunca yağan yağmur, Eceabat arabalı vapur iskelesine geldiğimde dinmişti.

İlk durağım olan Troya’ya ilk minibüsün sabah 09:30’da kalktığını bildiğimden o saate kadar şehir merkezinde dolaştım.

Gezilecek Yerler

Bu yolculuktaki kutsal kitabım Lonely Planet’i takip ederek ilk olarak Truva Atı‘nı buldum. Tabi asıl Truva atı bu değildi. 2004’te Brad Pitt’in oynadığı “Troy” filmi için yapılandı bu. Fikrimi soracak olursanız iskeleye yakın bu maket, Kültür Bakanlığı’nca yapılan ve şu an Troya Antik Kentinde sergilenen biçimsiz Truva atından çok daha güzel ve gerçekçi.

canakkale-gezilecek-yerler

Troy filminde kullanılan Truva atı

Truva atından sonra tekrar iskeleye döndüm ve Saat Kulesi‘ni kendimce fotoğrafladım. Hava yavaş yavaş aydınlanıyordu. Çanakkale’de müzeler sabah 08:30 gibi açıldığından iskeledeki bir çay bahçesine gittim ve kahve söyledim. Bir yandan kırmızı renkli, büyük boy klasik nescafe bardağında gelen kahvemi Çanakkale Boğazı’na bakarak yudumlarken diğer yandan saatin geçmesini bekliyordum. Bu arada, tam karşı açımda gerçeği ile birebir ölçülerde yapılmış olan ve Çanakkale Askeri Müze‘de sergilenen Nusrat Mayın Gemisi‘nin fotoğrafını çekiyorum.

canakkale-gezilecek-yerler

Nusrat Mayın Gemisi

Yaklaşık bir buçuk saat oturduğum çay bahçesinden sabah 08:30 doğru kalkıp Çanakkale Deniz Müzesi‘ne doğru yol aldım. Amacım Fatih Sultan Mehmet tarafından 1460’lı yılların başlarında yaptırılan Kale-i Sultaniye ya da diğer adıyla Çimenlik Kalesi‘ni ziyaret etmekti. Kapıda görevli nöbetçi asker ile biraz şafak muhabbeti yaptıktan sonra içeriye girdim. Müzenin bahçesinde geniş bir park ve bu parkta çeşitli silahlar, toplar, denizaltı gemisi parçaları ve “Uluç Ali Reis” adlı denizaltının 14 metre uzunluğundaki periskopu yer alıyor. İlgimi çeken yerlerin fotoğraflarını çektikten sonra kaleye girmeye niyetlendim ancak kapalıydı. Zaten pek de vaktim yoktu. Neyse artık başka zamana.

  • TROYA ANTİK KENTİ

Ulaşım

Saat 9’a doğru müzeden çıkıp Troya dolmuşlarının kalktığı yere doğru yola çıktım. Hava çok rüzgarlıydı ancak güneşliydi. Yöre halkının yardımlarıyla dolmuşları buldum. Dolmuşlar 09:30’dan itibaren her bir saatte kalkıyor yani saat başı değil. Ücret ise 5 TL. Yaklaşık 40 yolculuktan sonra nihayet Troya Antik Kenti’ne varıyorum. Müze Kart geçerli olduğundan herhangi bir ücret ödemeden içeriye girdim.

Troya Antik Kenti’nden Assos’a gitmek için ise yalnız bir seçeneğim vardı : O da gezdiğim süre kadar dolmuş beklemekti. Çanakkale’de bu tarz köy ve ören yerlerine sık araba olmadığından çaresiz bir saat bekledim. En nihayetinde gelen dolmuşa atlayıp, Ayvacık arabalarının geçtiği, yaklaşık 3 km ötedeki sapağa kadar gittim ve 15 dakika bekledikten sonra gelen dolmuşa binip küçükçe bir yer olan Ayvacık otogara geldim. Oradan da, minibüslerle Assos’a gittim.

Gezilecek Yerler

Troya Antik Kenti’ne girildiğinde ilk göze çarpan şey daha önce de belirttiğim gibi Kültür Bakanlığı tarafından yapılan Truva Atı. Düşük sezon olunca haliyle etrafta sadece Uzak Doğulu turistler var.

canakkale-gezilecek-yerler

Truva Atı

Tek başına rehbersiz seyahat ettiğimden kendi izlenim ve gezdiğim bölgelerde edindiğim bilgiler ışığında  Troya’dan bahsetmem gerekirse öncelikle “Troya Antik Kent’i nasıl ortaya çıkarıldı?” sorusundan başlamam gerek. Antik kent 1871 yılında Alman arkeolog Heinrich Schliemann tarafından ortaya çıkarılmış. Kazılar sonucu derinliklere inildikçe 9 farklı katmanın olduğu anlaşılmış. Yani bu 9 katman birbiri üzerine yapılan 9 şehrin kalıntılarından oluşuyor. Her yeni şehir zamanla birbirini örtmüş olan toprak yığınlarının üzerine inşa edilmiş. Tarihçilere göre Troya’nın M.Ö. yaklaşık 3000 yılına kadar uzanan bir geçmişi var. Bunlarda akıl yok mu neden yıkılan yere dokuz kere şehir kurmuşlar diye sormayın. Sebebi buraların zamanında çok elverişli olması. Hem eskiden buraya deniz de daha yakınmış.

Antik kentin planı biraz kafa karıştırıcı. Gezilen bölgeler kendi içinde Troya I, Troya III şeklinde, bazı yerler de daha alt kategorilerle yani Troya VII a, b şeklinde sınıflandırılmış. Bu yüzden sınıflandırılmış Troya kentlerinin hangi tarihsel döneme denk geldiğini bilmek lazım.

Troya gezime ilk olarak, Truva Atı’nın hemen yanındaki, Troya hakkında bazı bilgiler veren panolar ve çeşitli maketlerin sergilendiği  Troya Müzesi’nden başlıyorum. Burası küçük bir yer ve pek ilgi çekici bir şey yok. Ancak Troya kent planı maket olarak  burada sergileniyor.

truva-gezilecek-yerler

Truva Antik Kent maketi

Hemen yanında Pithos bahçeleri olarak adlandırılan bölüm yer almakta. Pithos’un kelime anlamı aşağıdaki resimde görülen küpler yani depolama kapları. Bunlar o dönemde zeytinyağı, şarap ve tahılları depolamak için kullanılıyordu. Borular ise drenaj sisteminin parçaları.

truva-gezilecek-yerler

Pithos bahçesi

Elimdeki kitaba göre hareket ettiğimden Pithos bahçelerinden sonra kentin Doğu duvarlarının bulunduğu yere geldim. Ancak asıl ilgimi çeken şey şehrin doğu çıkışının duvarları değil, antik kentin müdavimi minik sincap. Sonradan farkettim ki bunlar iki tane.

troya-gezilecek-yerler

Truva Sincabı

Geçişe izin verilen bölgelerden tabelalara baka baka “Schlieman yarığı” olarak bilinen alana geldim. Heinrich Schliemann Troya kralı Priamos’un hazinesini bulmak amacıyla Hisarlık Höyüğü denilen yerin ortasında, 40 metre genişliğinde ve 17 metre derinliğinde bir yarık açıp ana kayaya kadar inmiş. Ancak bu çalışma sırasında birçok tabakanın tahribine neden olmuş. O yüzden buraya “Schliemann Yarığı” denmektedir.

troya-gezilecek-yerler

Schliemann Yarığı

Troya’nın bence önemi tarihi savaşından değil, Heinrich Schleimann’ın yaptığı tarih hırsızlığından gelir. Schliemann Troya’da yapılan kazılar sırasında, ikinci şehrin duvarlarının dibinde bir yerde paha biçilemez bir hazine bulmuş. Yaklaşık 9 bin parçalık bu hazine, altından yapılmış, kolye, küpe ve duvaklardan meydana gelen değerli süs eşyalarıymış. Bu hazineyi; Troya savaşlarına da katılmış olan kral Priamos’un hazinesi olduğunu sanıp zamanın Osmanlı idaresinin büyük ihmalkarlıklarını da değerlendirerek, Atina’ya kaçırmış. Halbuki bu hazine, kral Priamos’dan çok önceleri aynı yerde yaşamış başka birine aittir. Sonuçta; paha biçilmez bu hazine, bir şekilde, Atina’ya oradan da Berlin’e ulaşır. Osmanlı hükümeti bu adamı mahkemeye verir. Mahkeme, Osmanlı idaresini haklı bulur ve Schliemann’ın on bin frank ceza ödeyerek, hazineye sahip olabileceğine hükmeder. Schliemann güle oynaya, Osmanlı hükümetine elli bin frank öder. Çünkü, hazinenin gerçek değerinin kat kat fazla olduğunu bilmektedir. Alacak verecek davası bitince konu da kapanır. Kısacası, Heinrich Schliemann her ne kadar Troya antik kentini ortaya çıkarmakla adını altın harflerle tarih sayfalarına yazdırmış olsa da, tarih onu yaptığı hırsızlıklarla anacaktır. Bu eserlerin çoğu Berlin’de ve II. Dünya Savaşı sırasında da Ruslar tarafından Almanya’dan kaçırıldığı için Moskova’da Puşkin Müzesi’nde sergilenmektedir.

Bu kadar bilgiden sonra devam edeyim. Bulunduğum yoldan devam ettiğimde az ötede sol tarafta M.Ö. 300’e dayanan eski bir kuyu var. Tabi sadece taşları görünüyor ve ortası ağzına kadar toprak ile dolmuş. Az daha ilerde de kutsal alan denilen Athena Tapınağı var. Buranın da belli yerleri Schliemann’ın kazıları sırasında ortadan kalkmış.

troya-gezilecek-yerler

Kutsal alandaki Athena Tapınağı

Antik kentte en çok ilgi gören bir de meşhur “Rampalı kapı” var. Bu kısım Troya II olarak adlandırılan döneme ait. Bu dönemde genelde surlar eğimli, temeller taş ve üst kesimler kerpiç şeklinde. İşte bu Rampalı kapı tarihçiler tarafından savunma tekniği açısından dünyanın en eski ve en iyi korunmuş örneği olarak kabul edilir.

troya-gezilecek-yerler

Rampalı kapı

Yavaş yavaş sona doğru geliyorum. Şimdiki durağım belki de günümüz Troya Antik Kenti’nin en iyi korunmuş yapısı olan Odeon yani küçük tiyatro.

troya-gezilecek-yerler

Troya Odeonu

Daha sonra önümdeki yolu takip ederek gezime ilk başladığım noktaya geldim. Aşırı derecede ilgi çekici kalıntılar olmadığı için bir saat bile dolmadan gezimi tamamlıyorum. Troya’yı toparlamak gerekirse şunları  söyleyebilirim: İlk başta göreceğiniz bu kalıntılar aşırı ilginç olmadığından Troya’ya gitmek zaman kaybı olarak da değerlendirilebilir. Ancak buralarda 3000 yıl önce insanların yaşadığını, büyük ve güçlü medeniyetlerin kurulduğunu düşününce bu tarihi, orada bulunmanın heyecanını hissedeceksiniz.

  • ASSOS ANTİK KENTİ

Ulaşım

Troya kısmında anlattığım şekilde öncelikle Ayvacık’a gelmek gerekiyor. Ayvacık’a geldikten sonra 15 dakika bekleyip dolmuş hareketlenince 5 TL verip atladım hemen ve Assos’a doğru yola çıktım. Yaklaşık 20 sonra dört yol ağzında bir yerde indim. Yukarıya doğru baktım. Karşımda Behramkale ( Assos) tabelası ve hemen önünde Aristoteles heykeli.. Sağ tarafta da bir tabela vardı ve Antik Liman yolunu gösteriyordu. Ben ise diğer yönü takip ederek Assos Antik Kentini bulmaya çalıştım. Ancak izlediğim yol çok yokuştu ve de düz olmadığından çok yorucuydu.

assos-gezilecek-yerler

Yorucu Assos yolu

Gezilecek Yerler

Tepeye çıkmak için köyün ortasından geçiyorum ama yürüdükçe umudumu kaybediyor gibiyim. Çünkü o kadar yürümeme rağmen, gözümde canlandırdığım masmavi deniz, karşıda Midilli Adası ve lahitlerden eser yok. Köy de terkedilmiş gibiydi. Etrafta bir canlı nesne bile yoktu. Az daha yürüdükten sonra tepede bir gişe gördüm ve sonunda buranın Assos olduğuna hükmettim. Müze kartım olduğu için buraya da para ödemedim.

Turnikelerden geçtikten sonra ilk olarak hemen sol taraftaki Hüdavendigar Camii karşımıza çıkıyor. Adından da anlaşılacağı gibi I. Murad tarafından yapılmış. İçeriye girmeden devam ediyorum ve çift gözlü eski bir sarnıca rastlıyorum. Ama gözümde canlandırdığım Assos resmini hala görememiştim. Hala yukarıya doğru çıkıyordum. Hava güneşli ama çok rüzgarlıydı. Bu arada ortalıkta benden başka da kimse yoktu. Yani bir şey olsa beni kuvvetli rüzgarın da etkisiyle birinin duyması imkansızdı. Etrafı inceleye inceleye rüzgar şiddetinin daha da kuvvetlendiği son düzlüğe de gelince sonunda hayal ettiğim şey gerçek olmuştu. Assos’u bulmuştum sonunda.

assos-gezilecek-yerler

Assos Antik Kenti ve hemen karşısında Midilli Adası

Assos hakkında aslında anlatılabilecek pek fazla bir şey yok. Çünkü çok büyük bir yer değil. En ilgi çekici yeri işte bu resimdeki yer. Yarısı restore edilmiş bir kaç sütundan oluşuyor. Ama yine de sırf muhteşem deniz manzarası insanı başka dünyalara sürüklüyor. O sebeple tavsiye olunur.

Bulunduğum tepenin daha önce de belirttiğim gibi aşağısında bir de antik limanı var. Ancak süre olarak ne kadar süreceğini tam olarak bilemediğimden bir daha ki sefere bıraktım. Yapacak başka bir şey kalmadığından zaman kaybını da ortadan kaldırmak amacıyla şimdiki rotam Bergama’ydı.

Assos’tan çıktığımda saat iki buçuğu biraz geçiyordu. Bergama’ya gitmeden önce yine Ayvacık’a ulaşmam gerekiyordu. Yaklaşık bir 45 dakika yine dolmuş bekledikten sonra Ayvacık’a ulaştım. Tahmini üç saat sürecek Bergama yolculuğum için akşam dört buçuk otobüsünün gelmesini beklerken bu arada yaptığım harcamalar ve geziğim yerler hakkında kısa kısa notlar aldım.

Bergama Gezi Notlarımı okumak için TIKLAYINIZ.

[ Gezi Tarihi : 3 Aralık 2012, Pazartesi ]

One yorum

  1. Truva ve Assos gibi antik kentlere toplu taşıma ile ulaşım hakkında bugüne kadar okuduğum en anlaşılır bilgiler var.

Yorum Yap

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

WpCoderX