brükselde-gezilecek-yerler

Avrupa Yolculuğu 1. Gün : Brüksel

Uzun zamandır S’ius ile hayalini kurduğumuz Avrupa seyahati için nihayet rotamızı belirlemiştik. Her ne kadar tur ile gezmeyi sevmesek de, daha önce yurt dışına çıkmamış bireyler olduğumuzdan geleceğe yatırım adına bu yolu tercih ettik. “Tur acentesine bayılırız paraları, onlar da alır kapı gibi Schengen vizesini” diye düşündük. İnternetteki araştırmalarımız sonucunda Benelux Ülkeleri+Paris+Köln turunda karar kılmıştık. Sonuçta 5 ülke topraklarına giriş söz konusuydu.

Neyse lafı uzatmayalım..Tur işlemleri ve vize falan derken, 27 Ocak karanlığı çoktan çökmüştü İstanbul’a. Ertesi sabah bildiğin Avrupa’ya uçuyorduk. İlk olarak Amsterdam üzerinden Brüksel’e geçecektik. Devam edelim..Sabah erken kalkacağımızdan uyumaya çalıştık ama gözümüze heyecandan bir damla uyku girmiyordu. Derken telefonun alarmı, tüm gece zihnimi kurcalamış olan düşüncelere noktayı koydu, kalktık ve hazırlandık. Son kez çantalara bir göz attık. İlk baktığım şey tabi ki de fotoğraf makinesi ve piller, tur programına göre serbest günlerde kendi başımıza dolaşmak için internetten çıkardığım yazılar, haritalar, müzelerin giriş bilgileri vs. idi. Sonra ayarladığımız transfer aracı ile saat 05:30 gibi havalimanına vardık. Check-in işlemlerinden sonra uçağı beklemeye koyulduk. Nihayet saatler 08:00’ı gösteriyordu..Artık her şey hazırdı. Hem ilk defa uçağa binecektim hem de ilk defa yurt dışına çıkacaktım. Tüm bunların ötesinde Amsterdam’ı hayal etmeye çoktan başlamıştık bile..
amsterdam-turu
Schiphol Havalimanı
Yaklaşık 3 saat 10 dakikalık bir yolculuğun ardından Amsterdam Schiphol Havalimanı’nda bulduk kendimizi..İlk yaptığımız şey, beleş wi-fi bulup facebook’tan check-in yapıp arkadaşlarımıza havamızı basmak olmuştu. Boru değil bildiğin Amsterdam’daydık..
Havalimanından çıktıktan sonra bekleme yapmayıp, daha sonra tekrar geri döneceğimiz Amsterdam‘dan,  bizi Brüksel’e götürmek için bekleyen otobüse bindik. Birkaç dakikalığına da olsa Avrupa havası gerçekten değişikti. Amsterdam’dan Brüksel’e doğru giderken dikkatimi çeken en önemli şey sulak ve yeşil alanların bol olduğu yerlerde koyunların alem yapmasıydı..Ön ayakları çimlerin üzerinde, arka ayakları küçük kanal ve içindeki suyun içinde olacak şekilde yatıyorlardı..O kadar suyu ve yeşili ben de bulsam farklı bir şey yapmazdım herhalde.
belcika-gezisi
Atomium Binası
Üç buçuk saat sürecek olan yolculuğumuzda, güzergahımız üzerindeki Kraliyet ve Adalet Saraylarını, Çin ve Japon Evlerini gördükten sonra Atomium binasının önünde, anı resmetmek üzere yaklaşık beş dakika durduk. Bu bina 1958 yılında Brüksel’deki Expo 58 fuarı için kurulan ve 9 çelik kürenin birleştirilmesi ile oluşan bir anıtmış.
manneken-pis-hikayesi
Manneken Piss
Burayı da bitirdikten sonra Brüksel merkeze gitmek üzere tekrar aracımıza bindik. Sıkıcı Brüksel ticaret, finans ve belediye binalarının arasından geçerek nihayet merkeze geldik ve rehberi izleyerek meydana indik. Belli başlı yerleri tanıtım safhasından sonra bir anda Çinli hanımların “hoşgeldiniz” diye sırıttıkları bir çikolata dükkanının içinde bulduk kendimizi. İşte tam bu nokta, rehber ile aramızdaki soğuk savaşın başlayacağı yerdi. Tabi biz bunlardan habersiz paket paket çikolataları, tatlarına baktıktan sonra çantalarımıza atıyorduk. En son herkes çıktıktan sonra rehberin, dükkan sahibi ile hararetli konuşmasını gördüğüm an vaziyeti çakozlamıştım..Rehberin bizi komisyon aldığı dükkana soktuğu artık gün yüzüne çıkmıştı. Bunu kesinleştiren şey de aynı paket çikolatalarının yan dükkanlarda üçte bir fiyatına satılmasıydı. Yani anlayacağınız rehber maça 1-0 önde başlamıştı. Dükkana girmeden hemen önceki Manneken Piss’in aleti aslında bunun habercisi gibiydi ve sanki bizi işaret ediyordu. Ama biz kafadarlar bunun altında kalmayacaktık tabi ki de..
İlk kazığımızı sindirdikten sonra önceliğimiz guruldamaya başlayan midelerimizi doldurmak olmuştu. Sağa sola şöyle bir baktıktan sonra Türk lokantasının birine girip pilav+tavuk dönerleri afiyetle yedik. Tabi ne derecede afiyetle yedik orası tartışılır.
brussels-protestsİyi kötü daha dinç hissediyorduk kendimizi. Artık kalan birkaç saatimiz içinde inceden keşif yapmalıydık. Grand Place ve St. Michel Kathedrali’ne göz atıp fotoğrafladık kendimizce. Sonra dokunulduğunda şans getirdiğine ve tüm dilekleri gerçekleştirdiğine inanılan Everard t’Serclaes anıtına dokunduk. Bir b.k olmadı orası ayrı..Her neyse..Brüksel’in arka caddelerini keşfetmek üzere rotamızı batıya çevirdik. Action yaratmak için yol üzerinde bir grubun düzenlediği internet ve özgürlük temalı mitingde saflarımızı aldık. Artık biz de Avrupalı’ydık.
bruksel-turu
Vendetta kardeşlerim ile mitingdeyiz..Stop ACTA..
Artık karanlık basmıştı ve son dakikalarımızı birbirine benzeyen binaları, tabelaları,caddeleri çekmekle ve dükkanları gezmekle geçirmiştik. “Her gittiğimiz şehirden hediyelik eşya alma” felsefesi ile amacımızı gerçekleştirdikten sonra buluşma noktasına vardık ve daha sonra aracımızla Diegem yakınlarında kaldığımız NH Brussels Airport Hotel’e doğru yol aldık. Otele yerleşme ve sonrasında derin bir uyku…
Özetlemek gerekirse, Brüksel’in merkezi genel olarak waffle ve çikolata dükkanları, ticaret binaları , Hintli ve Çinli dükkan sahipleri ve sattıkları deri mont, hediyelik eşya ve kartpostallardan ibaret olan bir yer. Genelleme yaparsak, rehberin de dediği gibi, Brüksel, gezilecek onca güzel şehir varken bir daha gitmek istemeyeceğiniz bir şehir.
Brüksel’i görür ve yaşadığınız şehirle kıyaslamazsanız olmaz tabi. Kesinlikle söyleyebilirim ki İstanbul, Brüksel’den her bakımdan on kat ( belki de daha fazla) daha iyi ve kaliteli bir yer. Mahmutpaşa’da bile daha kaliteli ve seçeneği bol ürünler çok daha ucuza satılıyor. Açıkçası gezip gördüğüm yerler itibariyle Brüksel beklentilerin altında kaldı desem yanılmış olmam.Ertesi gün rotamız Brugge ve sonrasında Paris..
[Gezi tarihi : 28 Ocak 2012, Cumartesi ]

Yorum Yap

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

WpCoderX