mcdiarmid-park

McDİARMİD PARK GEZİ NOTLARIM

Celtic Park’ı gezdikten sonra, evinde bulamadığımız Celtic FC’nin izini Perth şehrinde sürmeye gelmişti sıra. Gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra Tony, Patrick ve Kevin ile birlikte St. Johnstone-Celtic maçı için yola koyulduk. Yaklaşık bir buçuk saat süren yolculuk gerçekten keyifliydi. Kafamda canlandırdığım klasik İskoçya manzarası tüm güzelliğiyle karşımda, sağımda ve solumdaydı. Hatta, yolu hemen hemen yarılamışken Brave Heart filminin çekildiği, yeşillikler içindeki ünlü Stirling Kalesi‘nin de yakınından geçtik.

Maçın başlamasına bir buçuk saat kala stadyuma vardık. Arabayı park ettiğimiz yer, hafif yüksekçe bir yerde çakıl taşlarıyla dolu bir alandı.

  • McDİARMİD PARK’A ULAŞIM

Arabayla stadyuma geldiğim için nasıl gidileceği hakkında pek bir bilgim olmasa da öğrendiğim kadarıyla merkezden 4-5 kilometre civarında bir uzaklıkta yer alıyor. Bu da tahminen 10-15 dakikalık bir otobüs yolculuğuna eş değer.

  • MAÇ ÖNCESİ ATMOSFER

Stadyuma vardıktan sonra tribünlerdeki yerimizi almadan önce, maçı izlediğimiz tribünün arka kısmında, insanların muhabbet ettikleri, bira içtikleri bir bölüm var. İki takım taraftarları bir arada bulunabiliyor. Fanatizm daha doğrusu holiganizm bizdeki gibi değil. Biraz burada bekledik. Etrafı süzerken duvarda bir pano dikkatimi çekti. Bir baktım Eksişehirspor’un forması. Sonra aklıma geldi ki Eskişehirspor ile St. Johnstone 2012-2013 sezonunda UEFA Avrupa Ligi 2. Turu’nda karşılaşmışlardı. Onun hatrına bu formayı duvara asmışlar.

st-johnstone-celtic

McDiarmid Park’ta Es-Es forması

Muhabbetimiz devam ederken Tony’nin kardeşi John ve onun yanında iki arkadaşı da gelip bize katıldı. Misafir olduğum için doğal olarak ilgi benim üzerimdeydi. Trabzonspor’u elimden geldiği kadar tanıtmaya, övmeye çalıştım. Sonra İskoçya’da başka nerelere gideceğim ile ilgili konuşmalar yaptım.

Maçın başlamasına az bir süre kala Tony’nin kardeşi maç biletlerini getirdi. İlk önce, beni maça davet ettikleri için stada ücretsiz gireceğimi zannediyordum. Ama sonradan Patrick, bilet fiyatının £26 olduğunu söyleyince içime oturmadı değil. Ama sıkıntı yoktu, buraya kadar gelmişim £50 bile olsa verirdim. Neyse, parayı çıkarıp verdiğimde Tony’nin kardeşi John “Paranı Edinburgh için sakla” dediğinde şaşırmıştım. Kevin’e baktım, o da “Salla boşver, ne güzel işte” gibisinden hareket yapınca parayı geri cüzdanıma koydum. Yani, bu altı kişi içinden tek para ödemeyen bendim. Trabzonspor atkımın uğuru hala devam ediyordu.

  • MAÇ SIRASINDAKİ ATMOSFER

McDiarmid stadyumu öyle büyük bir stadyum değil. Kapasitesi 10 bin kişi civarı. Bizim statta bulunduğumuz yer ise kale arkasıydı ve kaleye olan uzaklığımız on metre bile yoktu. Bulunduğumuz bu yer North Stand olarak geçiyor. Misafir takım taraftarları hep burada ağırlanırmış.

iskocya-perth-gezilecek-yerler

North Stand’te Celtic taraftarlarıyla beraber iken..

Neyse ilk düdük çaldı. Maça St. Johnstone iyi başladı. Maçın ilk dakikalarında uzaktan çektikleri bir şut direkten döndü. Daha sonra St. Johnstone bir penaltı kazandı. Vuruşu, izlediğim kadarıyla onların en iyi oyuncusu olan 17 numaralı May kullandı. Burada şunu söylemeden geçemeyeceğim : Bulunduğumuz yer kaleye o kadar yakındı ki kaleciye seslensem duyacak gibiydi. Neyse, yanımdakilere May’in penaltıyı kalecinin soluna atacağını söyledim ve tam atış kullanılmak üzere iken gayri ihtiyari bir şekilde “Sola atla” diye bağırdım ve kaleci Lukasz Zaluska sola atlayıp penaltıyı kurtardı. Beni duydu mu bilmiyorum, ama bu an hiç unutmayacağım bir an olarak kalacak.

Daha sonra baskısını iyice arttıran St. Johnstone 1-0 öne geçti. Artık iyiden iyiye Celtic’e destek verme zamanı gelmişti. İşte o, özlediğimiz taraftar desteğini an be an kaydettim.

İlk yarı bu skorla bitti. Maçı izlediğim bu gün, aynı zamanda Galatasaray ile Eskişehirspor arasındaki Türkiye Kupası final maçının da oynandığı gündü. Devre arasında Galatasaray’ın maçı 1-0 kazandığını, daha doğrusu Eskişehirspor’un maçı 1-0 kaybettiğini statta yapılan anons ile birlikte öğrendim.

Trabzonspor atkım boynumda maçı izlediğimden meraklı gözler hissediyordum etrafımda. Devre arasında ise bir Celtic taraftarına makinemi verip fotoğrafımı çekmesini rica ettim.

mcdiarmid-park

Devre arası pozum

İkinci yarı ise tam bir Celtic fırtınası vardı. 3 gol birden atıp 3-1 öne geçse de, 84. ve 85. dakikalarda St. Johnstone iki gol bulunca maç 3-3 bitti ve tam olarak bir futbol ziyafeti çektim. Bu arada maç 2-1 giderken Celtic serbest vuruş kazandıktan sonra gol olacağı içime doğup bu pozisyonu videoya çekmiştim. 77. dakikada Van Dijk topu ağlara yollamıştı. Bu gol de şöyle bir şeydi.

Türkiye’ye döndükten sonra bu maçın özet görüntülerini izleyip St. Johnstone’ın gol bulduğu anda, kendimi kale arkasında bulmayı başardım. Kaleci Zaluska da beni işaret eder gibiydi.

mcdiarmid-park

St. Johnstone golü attığı anda ben..

Maç bittikten sonra zaman kaybetmeden Tony, John ve diğerleriyle vedalaşıp Edinburgh’ya doğru yola koyulduk. Yol boyunca felaket yağmur yağmıştı. Sağolsunlar Patrick ve Kevin o yağmurlu havada beni Edinburgh’da hostelimin önüne kadar bıraktılar. Artık, Britanya maceramın son ayağı olan Edinburgh’daydım.

[GEZİ TARİHİ : 7 Mayıs 2014, Çarşamba]

One yorum

  1. Helal olsun be. Hakikaten Türklerin gitmediği bir yer kalmadı herhalde dünyada.

Yorum Yap

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

WpCoderX