milanoda-gezilecek-yerler

MİLANO GEZİ NOTLARIM

Neredeyse bir yıl öncesinden hazırlandığım İtalya seyahatime çıkma günü nihayet geldi çattı. Bu zamana gelene kadar birçok blog ve guidebook okudum, Tripadvisor’ın gideceğim şehirler ile ilgili offline olarak çalışan müthiş uygulamalarını indirdim ve planlarımı ona göre yaptım. Sadece 8 günüm olduğu için elimden geldiği kadar oluşturduğum planımı uygulamaya çalıştım. Zamanı verimli kullanma adına hızımın kesilmemesi için bu seyahatime yalnız çıkma kararı aldığımı da belirteyim. Pegasus’un kampanyalarından yararlanıp aldığım bilet ile geçen Çarşamba sabah saat 09:45 sularında Sabiha Gökçen Havalimanı’na geldim ve 11:45’te Bergamo’ya doğru yol aldım. İnmeye yakın uçaktan gördüğüm kadarıyla Bergamo şehri, kara bulutlu havası, yeşil ve kahverenginin birleşmesiyle sanki bizdeki Bergama şehrini andırdı bende. En azından Aralık ayında Bergama‘ya gittiğimde öyleydi.
  • ULAŞIM

Bergamo Havalimanı’ndan Milano’ya Ulaşım

Saat öğlen ikiye doğru Bergamo Havalimanı’na iniş yaptım.. Artık İtalya maceram başlıyordu. Kontrolden geçip çantamı kaptım ve ilk yaptığım iş hemen Milano’ya gidecek shuttle için bilet almak oldu. Zaman kaybetmemek için ilk karşıma çıkan Orio Shuttle‘dan 5 Euro değerindeki biletimi aldım ve yaklaşık 45 dakika sonra Milano Centrale‘ye ulaştım. Bildiğin modanın başkenti Milano’daydım artık.

Önce şaşkın gözlerle bir süre etrafımı süzdükten sonra Milano Centrale’ye yani merkez tren istasyonuna girip Piazza del Duomo’ya gitmek için sarı metro hattını bulmalıydım. İstasyona girdiğimde içerisi müthiş derecede kahve kokuyordu ve bu enfes kahve kokusu tüm açlığımı geçirdi desem yanılmış olmam herhalde. Kahve kokulu koridorlardan geçerek bilet alabileceğim makinelere doğru yöneldim. Tabi nasıl çalıştığını bilmediğimden, makinenin yanındaki kızı da görevli sandığımdan yardım teklifini kabul ettim. Kıza 2 Euro vermiş bulundum ve elinde hazır tuttuğu bileti bana verdi. Önce şüphelendim bilet geçeli mi değil mi diye ama inanmamı sağlamak için kız benimle turnikelere kadar geldi ve bileti aktive edip beni geçirdi. Milano maceram kabusla başlamadı yani.

Şehir İçi Ulaşım

Metro bileti almak için bilet makinelerini de kullanmak çok kolay. İngilizce dil seçeneği var ve dokunmatik ekranda en üst soldaki “urban ticket” yazan yere tıklayıp biletinizi alıyorsunuz. Yine de kimsenin yardım talebini kabul etmeyin. Ha bu arada metro biletinin ücreti 1,5 Euro ve doksan dakika geçerli. (Vale 90′ dalla convalida a Milano).

milano-gezilecek-yerler

Metro bilet makineleri

Milano’dan Como’ya Ulaşım
ŞU YAZIDA belirttiğim üzere benim tavsiye ettiğim rota Milano’dan yola çıkıp sırasıyla Varenna > Bellagio > Como rotasıdır. Gidişte Milano Centrale istasyonundan Varenna’ya, dönüşte ise Como Nord Lago istasyonundan Milano Cadorna İstasyonu’na geliniyor ve yolculuk tek yön yaklaşık 1 saat sürüyor.
Ulaşım ile ilgili daha detaylı bilgi için Varenna – Bellagio – Como Gezi Notlarım‘a bakılabilir.
  • MİLANO’DA KONAKLAMA

Metro ile yaklaşık 10 dakika sonra kendimi Piazza del Duomo’da buldum. Burası Milano’nun merkezi. Aksine yağmur da son sürat yağıyordu. Hemen şemsiye satan Afrikalılar yanaşmaya başladı satın almam için. Kendi şemsiyemi çıkarıp yoluma devam ettim. Tipini beğendiğim kişilere sorarak önce Via Torino’yu ve sonra da bir gece konaklayacağım Ostello Bello‘yu buldum. Bu hosteli tavsiye edebilirim. Çünkü hem Duomo’ya 5 dakikalık yürüme mesafesinde hem de ortam hoşuma gitti.
Milano’daki diğer seçeneklere bakmak için ise ŞU LİNKE gidebilirsiniz.
  • MİLANO GEZİLECEK YERLER

Odaya yerleştikten sonra zaman kaybetmeden Duomo’yu ziyaret etmeye gittim. Yağmurlu havada uzun Via Torino’yu bu şekilde yakalayıp resmini çekmemek olmazdı tabi.
milano-gezisi
Via Torino
Duomo meydanına geldiğimde dikkatimi çeken şey Afrikalı satıcıların çokluğu ve rahatsız edici boyuttaki ilgileri. Bizde de yok değil ama ben şahsen tüm İtalya gezim boyunca bu tip satıcılardan inanılmaz rahatsız oldum. Temel olarak, önce sattıkları bilekliklerin ücretsiz olduğunu söylüyorlar ve eğer almışsanız peşinizden gelip para istiyorlar. Piazza del Duomo’nun şehrin kalbi olduğu göz önüne alınırsa, Milano belediyesinin bu olayı acilen çözmesi gerek. Afrikalıların arasından sıyrılıp nihayet Duomo Katedrali‘ne geldim. Duomo, yapımına 1387 yılında başlanmış ancak çeşitli sebeplerle ancak 1965’te bitirilebilmiş dünyanın en büyük katedrallerinden birisi. Kimi yerde en büyük üçüncü, kimi yerde de en büyük beşinci katedral olarak anılıyor. Görsel açıdan katedralin içi ve dışı gerçekten enfes. Ancak bu görselliğin bizim için ne derecede anlamlı olduğunu düşündüğümde, heyecan ve merak duygum azalmıyor değil. Çünkü genel olarak Avrupa mabetlerinde hep aynı tema işlendiği için belli zaman sonra sıkıcı olabiliyor.
duomo-katedrali
Duomo’nun içinden bir görünüm

İçeride resim çekmeniz için 2 Euro değerinde bileklik satın almanız gerekiyor. Tabi, yumuşak derecedeki uyarılara rağmen etrafta bu kurala uyan kimseyi göremediğim için ben de kendi çapımda faaliyetlerime devam ettim. Yaklaşık bir 15 dakika harcadıktan sonra Duomo’nun terasına çıktım. Girişe katedralin sol yanından devam edip ulaşıyorsunuz. Asansör yerine yürüyerek çıkmayı tercih ettim. Toplamda 165 basamak. Merdivenlerden terasa çıkmanın ücreti ise 7 Euro. Yalnız verdiğim paraya kesinlikle değmedi diyebilirim. Çünkü ne doğru düzgün bir manzara vardı ne de açık olan bir yer. Gerçi gittiğimde hava yağmurluydu ancak sadece yerler ıslaktı, yağmur yoktu aslında. Tamamen hayal kırıklığıydı her şeye rağmen.

Zamanımı boşa harcamamak için burada fazla oyalanmadan aşağıya indim. Merdivenler beni yormuş ve soğuk ve yağmurlu havaya rağmen terletmişti. Bunun için Duomo’nun biraz önünde insanların oturduğunu görünce ben de biraz soluklanayım dedim. Sonra bir baktım kafası güzel bir eleman, meydanın ortasında İtalyanca şarkılar, türküler söyleyip naralar atıyordu. Yanındaki portakal suyu da görülmeye değerdi. Keyif aldım açıkçası.

piazza-del-duomo
Piazza del Duomo’nun göbeğindeki atarlı eleman ve meyve suyu

Yeteri kadar dinlendikten sonra şimdi sırada Galleria Vittorio Emanuele vardı. Burası Avrupa’daki en geniş alışveriş merkezi. Tabi haliyle inanılmaz pahalı. Dolayısıyla ben de sadece bakmakla yetindim. Çok da derinlemesine incelemedim açıkçası. Yine görsel olarak müthiş bir yapı.

piazza-del-duomo
Galleria Vittorio Emanuele

İlerleyip yoluma amaçsızca devam ettim. Galleria Vittorio Emanuele’den çıkınca kendimi Piazza Della Scala’da buldum. Yani meşhur “Last Supper”ın bulunduğu meydan. Hava kararmaya başladığından içeri giremedim ki rezervasyon falan da yaptırmamıştım zaten. Onun yerine ben de heybetli Leonardo‘nun heykelini fotoğrafladım. Bildiğimiz Da Vinci yani..

piazza-della-scala
Piazza della Scala’da Leonardo heykeli

Bu kadar dolandıktan sonra hem telefonumu şarj etmek hem de İstanbul’da otelden tanıdığım İtalyan arkadaşlarımla olan yemek saatine kadar biraz oyalanmak için hostele döndüm. Hosteldeki tatlı kız Eva, bana Happy Hour’a katılmamı teklif etti ama zaten yemeğe gideceğimden tekflini kibarca geri çevirdim.

Saatler akşam yedi buçuğu gösterdiğinde tekrar hostelden ayrılıp Duomo’ya geldim. Yemek için gideceğim yer Brera bölgesiydi. Bunun için yine 1,5 Euro değerindeki metro biletimi alıp önce Cadorna’ya gelip oradan aktarma ile Moscova durağında indim. Çok geçmeden de Francesca ile Gabriele de geldi. Biraz hasret giderdikten sonra onların tavsiyesi üzerine Corso Giusseppe Garibaldi üzerinde yer alan Brunello adlı restoranta gittik. Gabriele koyu bir Fiorentina taraftarı olduğundan menüde yer alan “Bissteca Fiorentina”yı şiddetle tavsiye etti. Bissteca Fiorentina, bildiğiniz dana biftek ama sanki tam pişmemiş ve yanında elma dilimli patateslerden oluşan bir menü. Kilo hesabıyla veriyorlar ve gördüğüm kadarıyla kilosu 55 Euro idi. Bizim aldığımız tahmini yarım kilo gibi bir şeydi. Yalnız tadını gerçekten çok beğendim ve bir daha İtalya’ya gidersem kesinlikle tekrar tatmak istiyorum. Onun dışında şarap olarak da 2010 yapımı Montalcino aldık. Şaraptan pek anlamam ve nadir içerim ama bunun da tadı güzel olunca nasıl olduğunu anlamadan dört kadeh götürmüşüm.

Yemek sonunda restorant görevlileri bize üç çeşit içki getirdi. Hepsinin tadına bakıp aralarından en beğendiğimizi işaretlememizi istediler. Diğerlerinin adlarını hatırlamıyorum ama benim beğendiğim Grappa di Gewürztraminer adlı şaraptı. Tadı viski gibiydi. Alkol oranı 42%. Ondan da iki shot götürdüm.

Restorantta biraz muhabetten sonra aynı cadde üzerindeki bir aperitivo mekanına girdik. Karnım tıka basa Bissteca Fiorentina ile dolu olduğundan sadece içkiyi aldım. Tadını tam hatırlamıyorum ama sanki vodkaya yakındı. İsmini merak edenler için söyleyeyim Negroni Sbagliato. Biz içkilerimizi kapının önünde ayak üstü yudumlarken bu kez Milano’daki en geniş diğer grup olan Hintli satıcılar bize çiçek satmak için yarış yapıyorlardı sanki. Bu bahsettiğim olay gecenin on buçuğunda falandı. Biraz daha takıldıktan sonra saat on bire doğru hüzünlü vedanın ardından tekrar hostele geri döndüm. İlk günümde yaptıklarım hakkında kısa notlar alıp derin bir uyku çektim. Ertesi sabah Como gölüne gidecektim. Como Gölü ile ilgili yazımı okumak için BURAYI tıklayabilirsiniz.

Ertesi gün akşam gün batmadan Lago di Como‘dan dönüşümü Cadorna tren istasyonuna yaptım. Trende tanıştığım Polonyalı Anna’ya, Milano’ya yeni geldiğinden gideceği yere kadar yardım ettim. Halbuki ben de şehre geleli yirmi dört saat bile olmamıştı. Bir Milano sakini gibi Anna’yı gitmesi gereken durağa kadar götürdüm. Ayrıldığımız nokta tam da bir önceki gün gitmek isteyip de gidemediğim Castello Sforzesco’ya çok yakındı.

castello-sforzesco
Castello Sforzesco

Sforzesco Şatosu 15. yüzyıldan günümüze ulaşan bir yapı. Öyle kabataslak dolaştım ancak şatonun belli bölümlerinde Antik Çağ Sanat Müzesi ve Rönesans sanatçılarından kalan eserlerden oluşan bir de resim galerisi mevcut. Kalenin orta kısmında açık alanda ise Avusturya askerlerinin Castello Sforzesco’yu işgalini anlatan bir de pano var. Fazla zamanım olmadığı için ücretli müze ve galeri kısımlarına girmemeyi tercih ettim.

Şimdiki rotam hostele geri dönüp biraz dinlenmekti. Ancak haritama bakarak yol üzerinde görebileceğim yerleri de aradan çıkarmak istiyordum. Via Dante‘yi dümdüz katedip Duomo’ya ulaşmayı hedefliyordum. Arkama baktığımda cadde bana gerçekten güzel bir görüntü sunmuştu.

milano-gezisi
Via Dante ve aradan Castello Sforzesco’nun görünümü

Via Dante’de yolun kenarlarında birçok ülkenin bayrağı var. Türk bayrağının varlığını farkettiğimde ise çoktan geçmiştim ve geri dönmek istemedim.

Duomo’ya ulaşıp Via Torino’yu da katedip Tripadvisor app’da gördüğüm San Lorenzo sütunlarını bulmak için tüm günün yorgunluğuna aldırış etmeden Corso di Porta Ticinese’yi takip ederek buraya ulaştım. Burada toplam on altı adet mermer sütun bulunmakta. Aslında bu sütun dizisinin tam ortasındaki kemerin yukarısına doğru bakıldığında on yedinci sütun görülüyormuş. Ben bilmediğimden bakmadım, dolayısıyla da dikkat etmedim. Bu mermer sütunlar 2. ve 3. yüzyıllardan kalma sütunlardan. Sütunların tam karşısında San Lorenzo Maggiore Bazilikası ve bu ikisinin ortasında da Hristiyanlığın kurucusu I. Constantine ya da diğer adıyla Büyük Constantine’in heykeli duruyor. Akşam vakitlerinde burası gençlerin sohbet etme ve içki içme mekanı oluyor.

Gece hayatına gelince.. Her ne kadar zamanım kısıtlı olduğundan gidemesem de popüler mekanlar arasında Old Fashion Club ve Just Cavalli öne çıkıyor. Bunu bizzat İtalyan arkadaşlarıma da sordum. Bir dahaki sefere kısmetse..

Burada biraz takılıp tekrar hostele döndüğümde saat akşam altı buçuğu biraz geçiyordu. Telefonumu şarj etmek için yanına oturduğum Norveçli Angelica’yla da hemen kaynaşınca Venedik’e gidecek bir sonraki trene binmeye karar verdim. Laf lafı açıp biralarımızı yudumlarken saatin nasıl geçtiğini de anlamadım. Saat yedi buçuk olduğunda apar topar o güzelliği de ardımda bırakmak zorunda kalarak Venedik trenime yetişmek için doğruca Milano Centrale’ye gittim. İşte kısa süredeki Milano maceramın özeti buydu.

[ Gezi Tarihi : 13-14 Mart 2013 Çarşamba, Perşembe ]

3 yorum

  1. Milano merkezden Como Gölüne ulaşımı nasıl sağlarım. Taksi, tramvay veya metro seçenekler nedir?

Yorum Yap

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

WpCoderX