bergama-gezilecek-yerler

BERGAMA GEZİ NOTLARIM

Gündüz vakti Troia ve Assos’u gezdikten sonra hedefim Bergama’ya varmaktı. Bu yazımda Bergama’da gezilecek yerler ve konaklama ile ilgili izlenimlerimi anlatacağım.
  • Ulaşım

Assos’tan çevre illere gitmek için öncelikle Ayvacık’a gelmek gerekiyor. Buradan kalkan otobüsler yaklaşık 3 saat sonra Bergama’ya varıyor.

Bergama’ya vardığımda hava çoktan kararmıştı. Muavinin “geldik” uyarısı ile apar topar aşağı indim. Ancak indiğim yol uçsuz bucaksız otobandı ve az ilerde sadece bir benzin istasyonu görünüyordu. Otobüsün o noktaya kadar gittiği yanıtını aldıktan sonra sinirli bir şekilde yolumu bulmaya çalıştım. Ve benim şansımdır ki Bergama’yı bilen bir genç ile karşılaştım. Bu eleman aynı zamanda otobüste de yanımda oturuyordu. Onun da şehir merkezine gittiğini öğrenince keyfim yerine gelmişti. Benzin istasyonunu beraber geçtik ve biraz daha yürüdükten sonra Bergama otogara geldik. Ancak ortada ne bir otobüs ne de bir servis vardı. Bir kaç kilometre ötede alışveriş merkezi önündeki servislerin bizi merkeze ulaştıracağı umuduyla hızlı adımlarla oraya ulaştık. Şanslıydık ki bir tane bulduk ve şoförü de sorun çıkarmadı ve hatta tam olarak istediğim yere kadar bile götürdü. Ondan sonrası zaten birkaç dakika yürüyüştü. Yalnız o elemanla karşılaşmasaydım kesinlikle yolu bulamazdım.İşte Bergama’ya gelişim bu şekilde oldu.

  • Konaklama

Bergama’da kaldığım pansiyonun ismi Pergamon Pension idi. 1 gece için zengin bir kahvaltı dahil 50 TL ödedim. Burası bir aile işletmesi ve işletmenin sahipleri ve çocukları da burada yaşıyor. Pansiyona varır varmaz işletme sahipleri beni lobiye çay içmeye davet ettiler. Gayet güzel muhabbetlerimiz oldu. Ertesi gün, hostel sahibi (Özden abiydi sanıyorum) beni taksisiyle hiçbir ücret almadan Akropol’e çıkan teleferiğin oraya götürmüştü.

Kısacası bu işletmeyi kesinlikle tavsiye ederim. Rezervasyon sayfasına BURADAN gidebilirsiniz.

  • Gezilecek Yerler

Sabahleyin uyandığımda ilk işim dışarıya bakmak oldu. Bergama’ya vardığım akşam deli gibi yağan yağmur durmuştu. Bu bile bana günlük planım için yeterli enerjiyi vermeye yetmişti. Planımda öğleye kadar Akropol’ü, öğleden sonra da Asklepion ve Kızıl Avlu’yu gezmek vardı.

Akropol

Kahvaltıdan sonra hostel sahibi sağolsun taksisiyle beni Akropolis’e ulaşımdaki teleferiğin oraya kadar bıraktı. Teleferik için gidiş-dönüş bileti 10 TL. Ancak daha önce araştırdığım kadarıyla dönüş yolunda yürümeyi tercih edersem daha birçok tarihi yapıyı görebilecektim. Bu yüzden tek yön bilet aldım. İyi ki de almışım. Bu noktada kesinlikle tavsiyem sadece gidiş bileti alın ve dönüş yolunda yürümeyi tercih edin. Farkı anlayacaksınız. Teleferik ile ağır ağır tepeye doğru çıkıyorum ve Bergama ilçesindeki ilk fotoğrafımı çekiyorum.

bergama-gezilecek-yerler

Bergama’nın tepeden görünüşü

Bir kaç dakika sonra nihayet Akropol’e ulaşıyorum. Hemen hemen tüm turistik mekanlarda olduğu gibi burada da beni ilk karşılayan şey incik boncuk satan kimselerdi. Gür bir sesle “No, thanks” dedikten sonra bir iki dakika kutsal kitabım Lonely Planet’e göz attım ve gezime başladım. Bu arada, Müzekart geçerli.

Öncelikle önümdeki basamakları takip ettim. Tarih kokularını artık net bir şekilde alabiliyordum. İlk karşıma çıkan yer Athena Kutsal Alanı olarak adlandırılan bölgeydi. Resmin en üst sol tarafında görülen yapı ise Athena Tapınağı.

bergama-gezilecek-yerler

Athena Kutsal Alanı

Yeri gelmişken söyleyeyim. Akropol genel olarak Yukarı Kent anlamında kullanılır. Buradaki yapılar, saraylar vs. göz önüne alındığında kralların ve krallık ileri gelenlerinin bu yüksek bölgede halkın da aşağıda yaşadığı anlaşılıyor. Akropol ören yerindeki önemli eserler ise 1874 yılında yapılan kazılar sonucu ortaya çıkarılmış. O dönemdeki faaliyetlerden Pergamon Antik Kenti de nasibini almış, çünkü resmen bu şehrin tabanı bizde gerisi Berlin‘deki Pergamon Müzesi’nde.

Neyse, etrafa bakmaya devam ediyorum. Athena Kutsal Alanı’na ulaşıp sol tarafa döndüğümde kemer şeklinde bir yapıgözüme çarpıyor, güzel bir kare alıyorum. Ancak, ne olduğu hakkında bir bilgi yok.

bergama-gezilecek-yerler

Akropol’deki kemerli yapı

Athena Kutsal Alanı’nın sonuna doğru ilerledim. Burada M.Ö. 3. yüzyılda yapılmış ve 10 bin kişi kapasiteli dünyanın en dik antik tiyatrosu yer alıyor. Tiyatroya ulaşmak için küçük, dar bir merdivenli bölüm var. Bu arada tiyatronun en altındaki düzlükten sağa doğru gidildiğinde Dionysos Tapınağı‘na ulaşılıyor.

bergama-gezilecek-yerler

Bergama Antik Tiyatrosu

Antik tiyatronun arka tarafında ise Akropol’ün en önemli yapılarından Traian Tapınağı yer alıyor. Eski Roma imparatoru Traianus tarafından yapımına başlanmış ve Hadrianus tarafından bitirilmiş. Bu iki imparatorun heykel başları ise Berlin’deki Bergama Müzesi’nde sergileniyor.

bergama-gezilecek-yerler

Traian Tapınağı

Traian tapınağının hemen yan tarafında, yukarıdaki resme göre sağ tarafta, bir zamanlar içinde iki yüz bin civarı kitabın olduğu tarihi kütüphanenin kalıntıları var. Biraz daha sağa doğru gidip aşağıya indiğimde ise Zeus Sunağı‘nın kalıntılarını gördüm. İmparator II. Eumenes’in Galatlar’a karşı kazandığı zaferinin anısına yapılmış ve şekil olarak at nalına benziyormuş. Bu sunak yine Almanlar tarafından 1870’lerin başlarında kaçırılmış ve şu an Berlin’de Bergama Müzesi’nde sergileniyor. Ve yine her zamanki gibi kalıntıları ise bizde kalmış.

bergama-gezilecek-yerler

Zeus Sunağı

Akropol’ün giriş kısmına yakın daha üst kısımlarında depolar, cephanelik ve kralların saraylarının kalıntıları yer alıyor. Zeus Sunağı’nın biraz aşağısında ise Yukarı Agora olarak adlandırılan bölüm var. Tek yön olarak Akropol bileti almamın sebebi olarak bu bahsettiğim yapılar dışındakileri de görmek olduğunu yazımın başında da belirtmiştim. Şimdi ise yönümü antik yoldan aşağıya Gymnasium‘a çevirme zamanı. Antik yol ise şu şekilde :

bergama-gezilecek-yerler

Gymnasium’a inen antik yol

Bu antik yoldan aşağıya inerken çok iyi korunmuş mozaikler, Kral Attalos’un sarayı ve diğer eserler görülebilir. Biraz daha gittikten sonra Aşağı Agora denen bölge ve en aşağıda Gymnasium ve etrafı sütunlarla çevrilmiş avlu karşımıza çıkıyor. Yolu karıştırmamak için takip edilmesi gereken yola ise belirli aralıklarla mavi nokta konmuş. Ben de bu mavi noktaları kullanarak yönümü buldum. Gymnasium’u gördüğümde ise tek yön teleferik bileti almakla ne kadar doğru bir karar verdiğimi anladım.

bergama-gezilecek-yerler

Gymnasium’dan bir görünüm.

Gymnasium’da da görülecek yerleri halletikten sonra antik siteden çıkacağım yolu aramaya koyuldum ama bu kolay olmadı. Gerçi karşıya baktığımda şehrin merkezini ve Kızıl Avlu’yu görebiliyordum. Bu sebeple inebildiğim kadar aşağıya indim. En son asfalt yola indiğimde sağ tarafta çok küçük mahalle gibi bir yer vardı ama cins cins bakan köpekler yüzünden bu kez geri gidip sol taraftan yürümeye çalıştım ama etraf uçsuz bucaksız bir yerdi. En sonunda bir araba görüp durdurdum ve beni şehir merkezine atıp atamayacaklarını sordum. Sağolsunlar beni hem zaman kaybından kurtardılar hem de beş dakikalığına da olsa ayaklarımın dinlenmesine olanak sağladılar.

Kızıl Avlu

Arabadan indiğim yer de tam Red Basilica’nın ya da diğer adıyla Kızıl Avlu’nun olduğu yerdi. Hazır gelmişken bir daha geri dönmemek için bir göz atmaya karar verdim. Giriş 5 TL ve Müze Kart geçiyor. Kızıl Avlu’yu ana bir bina ve her iki yanındaki silindir şeklindeki kulelerden oluşan kırmızı kiremit yığını olarak tanımlayabilirim.

Siteye girişte okuduğum açıklamalara göre MÖ. 2. yy’da imparator Hadrianus döneminde ünlü Mısır Tanrısı Serapis’e adanan bir tapınak olarak inşa edilmiş ve daha sonraları bir Bizans kilisesi olarak kullanılmış. Kızıl Avlu, aynı zamanda İncil’de adı geçen ilk yedi kiliseden biriymiş. Osmanlılar zamanında ise bu iki silindirik kuleden kuzey tarafında yer alanı ise camiye çevrilmiş ve şu an hala Kurtuluş Camii adı altında görevini sürdürüyor.

bergama-gezilecek-yerler

Kızıl Avlu

Kızıl Avlu’nun tam ortasında yüksekçe bir bölümde, ilk gördüğümde sarnıç sandığım ancak sonradan araştırıp öğrendiğim kadarıyla yer alan bir delik var. Bu delik ise, papazların kürsü gibi yerden konuşma yapmak için gizlenip ortaya çıktığı yermiş.

bergama-gezilecek-yerler

Papazların girip çıktığı delik

Asklepion

Antik dönemde sağlık ve tedavi merkezi olan Asklepion, merkezden yaklaşık 15-20 dakika yürüme mesafesinde. Burada da Müzekart geçerli.

Asklepion’daki kutsal alanın Pergamon şehri ile bağlantısı o dönemlerde Via Tecta denen yol ile sağlanıyormuş. Yol kenarındaki sütunlar imparator Hadrianus döneminde eklenmiş. Bu sütunların her iki yanında hastaların şifa bulmasına yardımcı olacak her türlü adak satılmaktaymış.

bergama-gezilecek-yerler

Sütunlu Yol

Sütunlu yolun bitiminde bir tapınak ve üç tarafı sütunlarla çevrelenmiş tören alanı bulunuyor.

bergama-gezilecek-yerler

Asklepion Tören Alanı

Tören alanının ileri köşesinde ise küçük bir antik tiyatro yer alıyor.

bergama-gezilecek-yerler

Antik Tiyatro

Asklepion’da bunlardan başka hastaların yıkanmaları için yapılan yerler ve ayrıca yer altı tünelleri de görülebilecek yerlendendir.

bergama-gezilecek-yerler

Yeraltı tüneli

Arkeoloji Müzesi

Pergamon Antik Kenti kazılarında bulunana eserlerin sergilendiği müzedir. Maalesef zamanım kalmadığı için ziyaret edemedim.

Tabak Köprüsü

Kızıl Avlu’nun biraz gerisinde bulunan ve internetten araştırdığım kadarıyla Roma döneminden kalma bir köprüymüş.

bergama-gezilecek-yerler

Tabak Köprüsü

Bu yapılardan başka şehir merkezinde gördüğüm 1513 tarihli Hacı Hekim Hamamı ve eczacılığın babası olarak bilinen Bergamalı Galenos‘un bir heykeli bulunur.

[Gezi Tarihi : 4 Aralık 2012, Salı]

Yorum Yap

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

WpCoderX