londra-sohoda-gezilecek-yerler

Londra’da Gezilecek Yerler : SOHO ve Çevresi

Londra’yı gezmeden önce ilk konuşlandığım bölgenin Soho olması sebebiyle gezip görülmesi gereken yerlere buradan başlamak istiyorum.. Soho, bir çoğumuzun bildiği ya da duyduğu gibi Londra’da eğlencenin, yeme içmenin ve gece hayatının merkezidir. Bunun dışında alışveriş caddeleri, eşcinsel barları, butik dükkanları ve tiyatrolarıyla da ünlüdür.

  • Nasıl Gidilir ?

Soho, Londra’da West End denilen bölgenin merkezinde yer alır ve adını çokça duyacağınız Oxford Street, Regent Street, Leicester Square ve Charing Cross Road tarafından çevrelenir. Fazla geniş bir alan olmadığından yürüyerek de kolayca gezilebilir.

Soho’ya ulaşmak gerçekten kolaydır. Otobüs ya da underground ile Piccadilly Circus, Oxford Circus, Tottenham Court Road ya da Leicester Square istasyonları kullanılabilir. Ben Londra’ya ilk geldiğimde Leicester Square’i tercih etmiştim.

  • Konaklama

Ben Soho’da konaklama için Airbnb’den studio daire kiralamıştım. Soho’da diğer konaklama seçenekleri için ŞURAYA bakılabilir.

  • Gezilecek Yerler

Öncelikle, Soho’da aslında görülebilecek klasik turistik şeyler pek yok gibi. İnsanlar buraya genelde yeme-içme ve eğlenme için geliyorlar. Yine de dikkate değer yerleri gözlemlerime dayanarak aktarmaya çalışayım. Soho’da kaldığım Dean Street’ten başlamam gerekirse söyleyebileceğim şey, bu caddenin gerçekten bir çok tarihi simaya ev sahipliği yapmış olmasıdır. Buraya benim gelişimden çook önceleri, Amiral Nelson Trafalgar Savaşı’ndan bir gün önce Dean Street üzerinde bir yerde kalmış ve savaş planlarını burada yapmış. Onun dışında kaldığım dairenin az ilerisindeki Quo Vadis adlı restorantın üst katında Karl Marx yaşamış. Bu bilgiyi bana Nick amcam söylemişti. Onun dışında Charles Dickens da Dean Street’in eski müdavimlerindenmiş.

Soho Tiyatrosu’na da ev sahipliği yapan Dean Street üzerinde bulunan diğer ünlü yer ise The French House adlı pub. Burası, bir bakıma II.Dünya Savaşı’nda Fransız direnişinin Londra versiyonu ve aynı zamanda Charles de Gaulle’ün resmi olmayan karargahıymış. Ayrıca, Francis Bacon ve Freud’un da gözde mekanlarındanmış. Özellikle akşam vakitleri önünden kalabalık eksik olmasa da bu mekanda bir bira içmişliğim de vardır.

londra-sohoda-gezilecek-yerler

The French House

Dean Street’in Tottenham Court Road tarafında doğru olan yer ise Soho Square. Burada, Kral II. Charles’in heykeli ve İngiltere’nin en eski katolik kiliselerinden biri olan St. Patrick Kilisesi yer alıyor. Ayrıca, bir çok medya kuruluşunun ofisleri de yine burada.

Dean Street’ten az aşağıda geylerin mekanı olan Old Compton Street yer alıyor. Burada bir kere adaptör almak için bulunduğumu bir de yolun öteki tarafında Muriel’s Kitchen adlı yerde Angelica ile kahvaltı yaptığımı hatırlıyorum. Mekan fena değil, denenebilir. Old Compton Street’in bir blok sağında ise Wardour Street bulunuyor. Burada yer alan Meza’da Led Zepplin ilk kez piyasaya çıkmış ve Jimmy Hendrix ise dört kez çalmış.

Regent Street tarafına doğru ise moda mağazalarıyla ünlü Carnaby Street yer alıyor. Ayrıca, çeşit çeşit cafe ve restoranlar da mevcut. Londra’daki ilk günümde bu Carnaby Street civarında yer alan Speakeasy Espresso and Brew Bar adlı bir cafede, çalıştığım otelden tanıdığım efsane Cecilia teyzemle buluşmuştum ve bana kahve ısmarlamıştı.

londra-gezilecek-yerler

Speakeasy Espresso and Brew Bar’daki kahvem…

Berwick Street‘te ise müzik dükkanları ve sokak pazarı yer alırken, Oxford Street ve Regent Street’te dünyaca ünlü moda markaları ve çeşitli elektronik dükkanlar bulunuyor. Alışveriş ile ilgili ayrı bir yazımda biraz daha detaylı anlatmayı planlıyorum.

Bu caddelerin dışında Shaftesbury Avenue ise tiyatro ve operalarıyla ünlüdür. Shaftesbury Avenue’ün Piccadilly tarafına doğru ise canlılık biraz daha artıyor. Öyle ki bir akşam vakti, Piccadilly’e giderken izlediğim canlı Michael Jackson show acayip hoşuma gitmişti.

Soho’nun sınırlarının biraz dışında eğlencenin diğer bir merkezi Leicester Square yer alıyor. Burada sadece yayalara ayrılmış bir meydan ve bu meydanın ortasında ufakça bir park var. Parkın içinde de üzerinde Shakespeare’in heykelinin bulunduğu bir de çeşme var. Parkın kenarında oturup gelen geçen insanları seyretmek gerçekten keyif verici.

Özellikle hafta sonları müthiş kalabalık olan Leicester Square’de bir çok sinema, kafe ve restorant bulunuyor.

Soho ile Leicester Square arasında kalan Chinatown‘ı da es geçmemek gerek. Yine burada da bir çok değişik Asya usulü restorant falan var. Hani kesinlikle görülmesi gereken yerlerden değil ama oralara kadar gitmişken hızlıca bir göz atılabilir.

  • Gece Hayatı

İki sene önce Amsterdam‘da Holland Casino’daki başarımı burada da ispatlama gereği duyunca ilk önce Casino At the Empire adlı mekana girdim. Mekan Leicester Square’de bulunuyor olup 24 saat açık ve giriş ücretsiz. İçeride restorant, lüks barlar, özel poker odaları ile çeşitli masa ve elektronik makine oyunlarının olduğu bölümler var. Aklımda aslında poker oynamak vardı ve hatta poker odalarına da girdim. Ama baktım içeridekiler bayağı ağır abiler, ben de geri dönüp black jack masalarına oturdum. İlk dört-beş el kazanmama rağmen sonuçta 50 pound kaybettim. Ancak kesinlikle söyleyebilirim ki, kartlar bir şekilde birileri tarafından kontrol ediliyor. Şöyle ki, masadaki ben dahil beş kişinin kartları yirmi olmuşken kasanın kartının şak diye yirmi bire tamamlanması ve bunun birçok kez olması bunu iddiamı doğrular nitelikteydi.

londra-gezilecek-yerler

Hippodrome Casino

Buradan çıktıktan sonra meydandaki diğer bir ünlü yer olan ve tam köşede yer alan Hippodrome Casino‘ya girdim. Bu mekanda da giriş ücretsiz. İçeride masaları ve ortamı biraz gözlemledim, ama baktım sarmadı, oynamaktan vazgeçtim. Karşılaştırma yapmak gerekirse, Casino At the Empire derim.

Londra gece hayatı için o kadar çok seçenek var ki, kişiye göre değişeceğinden pek fazla bir şey söylemek istemiyorum ama mesela Greek Street üzerinde bulunan kokteyl barlardan Club 49 fena değildi. Giriş normalde 10 pound; ama Angelica, Shaun ve ben biraz pazarlık yapıp kişi başı 5 pound ödeyerek girmiştik.

Fish and chips yiyip bira içmek için ise Leicester Square’in yanındaki The Brewmaster denenebilir.

  • Değişik Bir Tavsiye

Bu saydığım yerler dışında beni çok etkileyen diğer bir yer ise Leicester Square ile Covent Garden arasındaki Long Acre caddesi üzerinde yer alan Stanfords adlı kitap dükkanı. Burayı kesinlikle bir yere not edin ve mutlaka uğrayın. Bu dükkan kendini seyahat ile ilgili her şeye adamış bir yer. Rehber kitaplardan haritalara kadar bütün ülkeler ile ilgili aranılan her şeyi bulmak mümkün.

Soho’dan ve hatta Leicester Square sınırlarından çıkıp daha aşağıya doğru gelmeden yazımı burada sonlandırayım. Bir sonraki yazım olan Westminster ve civarını okuyabilirsiniz.

[GEZİ TARİHİ : 25-29 Nisan, 2014]

Yorum Yap

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

WpCoderX