londra-gezilecek-yerler

Londra Seyahatimden İlk İzlenimlerim

Öncelikle işe, Birleşik Krallık ve İrlanda’ya yapmış olduğum seyahatin nasıl ortaya çıktığını anlatmakla başlayayım…Şöyle ki, çalıştığım otelden tanıdığım İngiliz Nick amcam geçen Kasım ayında İstanbul’a yirmi beşinci kez gelişinde yine yanıma uğramıştı. Kahve faslımız devam ederken görüşmediğimiz sürede neler yaptığımı, nerelere gittiğimi ve bundan sonraki durağımın neresi olduğunu sormuştu. Ben de en son Atina’ya gittiğimi ve bundan sonraki destinasyonum için henüz bir karar vermediğimi söylemiştim. “Madem karar vermedin, o zaman İngiltere’ye gel” cümlesi bende yeni bir seyahat heyecanı yaratmaya yetmişti. Hemen Google Maps’i açtım ve harita üzerinde kabataslak gezilebilecek yerleri tartışmaya başladık. Aradan yaklaşık iki saat geçmişti ve bu muhabbetin sonunda, sonradan bir kısmı değişecek olan iki haftalık bir UK planı ortaya çıkmıştı. Daha sonra, oralara kadar gitmişken bir de İrlanda’yı göreyim diye programımı on yedi güne çıkardım. Ana hatlarıyla planımın son hali şu şekildeydi :Londra → Bath → Cotswolds → Galler → Liverpool → Manchester → Dublin → Manchester → Glasgow → Edinburgh
Ben, gideceğim yerleri belirlerken harita üzerinde sürekli ilerleyecek ve geriye dönmeyecek şekilde seyahat planı yaparım. Bu planımda da görülebileceği üzere seyahatimi, güneyden başlayıp kademeli bir şekilde kuzeyde bitirdim.Birleşik Kralık ve İrlanda yazı dizimin ilki olan Londra hakkındaki tecrübelerimi, iki kez gezip gördükten sonra birleştirerek anlatmaya çalışacağım. İki kez diyorum; çünkü ilki bu on yedi günlük planım içerisindeydi. İkincisi ise, Skyscanner tarafından düzenlenen “Seyahat sizin için ne anlam ifade ediyor?” yarışmasında birinci seçilerek kazanmış olduğum bedava uçak bileti sayesinde olmuştu. Evet, o yarışmanın kazananı bendim..

 

skyscanner-seyahat-yarismasi

  • Londra Heathrow Havalimanı’ndaki İlk İzlenimler

Londra’ya ilk gelişim 25 Nisan 2014 tarihinde Heathrow Havalimanı’na gelmem ile gerçekleşmişti. Hatırlarım orta okulda İngilizce Cutting Edge kitabımız vardı. İlk orda duymuştum Heathrow’u, Hyde Park’ı..İşte şimdi, o zamanlar hayal ettiğim Heathrow’dayım…Öncelikle, henüz iniş yapmadan uçakta verilen Landing Card’ı eksiksiz bir şekilde doldurdum. Uçakta bu kartlardan dağıtılmasa bile pasaport kuyruğuna girişte bir yerde görevlilerden ya da kenardan bir yerden alınabiliyor..Dünyanın en işlek havalimanı olan Heathrow’da pasaport kuyruğuna girdiğimde tahminimin çok çok altında bir kalabalıkla karşılaştım. İşlem sırası bittikçe görevlinin yöneltmesiyle pasaport memurunun yanına gittim. Seyahat amacımı, rezervasyonlarımı, UK topraklarında kimseyi tanıyıp tanımadığımı sordu. Soğuk kanlı bir şekilde sorulara cevap verdikten sonra tüm bu rezervasyonları, notları benim hazırladığıma inanmadı. Tabi Türk pasaportuna sahibiz ya illa zorluk çıkartacaklar. Bana kalem verip el yazımı bile karşılaştırdı. Tekrar tanıdığım, arkadaşım olup olmadığını sordu. Yani şimdi var desem uzun iş, bir ton soru. Bu da haliyle zaman kaybı.. Ben de kimseyi tanımadığımı söyledim. Halbuki, gideceğim şehirlerin hemen hemen hepsinde ya tanıdıklarım ile buluştum ya da onlarda kaldım :) Neyse, daha sonra cebimdeki paraya kadar saydı. En sonunda cebimdeki 1.750 pound ile dolaşmamın tehlikeli olacağını söyledi. Ben de geçen sene İtalya’nın ara sokaklarında cebimde 1.500 euro ile dolaştığımı ve bir şey olmadığını söyleyince gülümseyip pasaporta damgayı vurdu ve rahat bir nefes aldım.

İkinci gidişim ise 4 Temmuz 2014’tü ve bu kez Stansted Havalimanı’nı kullanmıştım. Yine tahminlerimin aksine burada kalabalık daha fazlaydı. Yirmi dakikadan fazla sıra beklemiştim. Bu kez heyecan yoktu ve gayet cool takılıyordum. Sıra bana geldiğinde Hint kökenli bir ablamızın yanına geldim. Bir iki soru derken bedava uçak bileti kazandığımı ve hazır vizem hala geçerliyken bunu değerlendirmek için tekrar buraya geldiğimi söyleyince resmen sevincime ortak oldu. Aynı zamanda Stansted’te ilk defa bir havalimanında parmak izi alındığını gördüm. Bu ablanın ekranında bir problem olduğundan on dakika falan beklemek zorunda kaldım en sonunda yandaki mesai arkadaşının olduğu tarafa geçtim ve baş parmak ile işaret parmaklarımın izini aldılar. Sonuç olarak sorunsuz bir şekilde geçiş yaptım. Artık ikinci kez Londra’daydım.

  • Konaklama Tavsiyesi

Londra’ya ilk gittiğimde hem merkezi bir yerde bulunmak hem de gece hayatının içinde olmak için meşhur Soho bölgesini tercih ettim. Buradaki konaklamamda ilk kez Airbnb’yi kullanıp şu yazımın sonunda belirttiğim gibi apar topar Venedik‘e gitmek için ardımda bıraktığım Norveçli Angelika ile Dean Street üzerinde yer alan bir stüdyo daireyi dört geceliğine kiralamıştım.  Lokasyon olarak gerçekten iyiydi. Airbnb’nin insanı tek huzursuz eden yanı ise konaklama ücretinin tamamını ya da bir kısmını önceden ödemek. Otel gibi kurumsal ve yeri yurdu belli olan bir yer olmayıp belli bir kişi olduğu için insan endişeleniyor ama sonuçta herhangi bir problem olmadı. Dört gece için ödediğim para 585 Euro’ydu. Tamam pahalı ama hem Londra’dasınız hem de Soho’da. O kadar da olsun artık..

londra-konaklama-tavsiyesi

İkinci kez gidişimde ise bu kez biraz daha farklı bir yer olması açısından Paddington civarında Westbourne Terrace üzerinde yer alan ve Hyde Park’a da yakın bir hostel olan Equity Point‘te kaldım. Hem hostelin kendisi hem de fiyatı fena değildi. Dört gece için 575 TL civarı bir para ödemiştim. Bu bölgedeki merkez üssüm ise Lancaster Gate. Yani benim için en uygun tube istasyonu ya da underground diyeyim..

  • Londra’da Ulaşım

Oyster Card
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki İngiltere’de ulaşım gerçekten pahalı. Bunu biraz daha hesaplı hale getirmek için bazı ulaşım kartları var: Mesela, Oyster Card denen şey Londra’da toplu taşımalarda kullanılan bilet kartıdır. Boyutuyla ve işleviyle bizdeki İstanbul Kart gibi düşünebilirsiniz. Kullandıkça içindeki bakiyeden düşer. Herhangi bir tourism information bürosundan ya da underground istasyonundan alınabiliyor. Gerçi ben ilk defa Londra vardığımda Heathrow Havalimanı’ndan almıştım.
oyster-card
Oyster Card İçindeki Parayı Geri Alma
Oyster Card almak için öncelikle 5 pound depozito ödemek ve kullanmak istenilen kadar para yüklemek gerekiyor. Londra’dan ayrıldığınızda herhangi bir tourism information bürosunda ya da underground istasyonunda kartı geri verip depozito ve içindeki parayı geri alabiliyorsunuz. Benim şansıma Bath’a gitmek için Londra’dan ayrıldığım gün underground’da grev vardı ve dolayısıyla geri verememiştim; ama bir hafta sonra Nick amcamla buluştuğumda kendisi bir hafta sonra Londra’ya gezmeye gideceğini söyleyince ona verip 15 pound’umu kurtarmıştım.
İkinci kez Londra’ya gidişimde ise kartımı Liverpool Street Station’dan alıp yine ayrılırken aynı yere verip depozitomu ve paramı geri almıştım. Yalnız, Londra’ya gitmeden önce bilgi edinmek için internette okuduğum bazı yazılarda kartın içindeki para 10 pound’dan az ise, ancak onu 10 pound’a tamamladığınız vakit para iadesi yapıldığı yazmaktaydı. Bu yanlış bir bilgi, çünkü ben depozitom ve içindeki 5.60 pound’umu herhangi bir şey yapmadan sorunsuz bir şekilde alabilmiştim.
Oyster Card Nasıl Kullanılır ?
Oyster Card’ı kullanmaya gelince..Otobüslerde kullanıldığında, bizdeki gibi, sarı renkli kart okutma tıngırtısına bir kez okutmak yeterlidir. Underground’da ise kullanılan underground istasyonuna girerken ve çıkarken birer kez okutulması gerekir. Zaten ilk girişte okuttuğunuzda sadece  turnikenin kapısı açılacak, okuttuğunuz yerin gösterge kısmında bir şey çıkmayacaktır. Çıkışta okuttuğunuzda bu kez bakiyenizden ne kadar düştüğü ve kartın içinde ne kadar para kaldığı yazacaktır.
Buradaki en önemli nokta ise, ola ki girişte ya da çıkışta hinlik yapıp bir şekilde kartı okutmadan geçmiş iseniz bir dahaki sefere kartı okuttuğunuzda günlük ödenen maksimum ücret karttan tahsil edildiğidir. O da, ben oradayken 8.80 pound gibi bir şeydi.
Oyster Card ile söylemek istediğim son şey ise şudur : Peak (yoğun iş saatleri-  09:30’a kadar ve 16-19:00 arası) ve off-peak (yoğun olmayan) zamanlarda ücretlendirmede biraz farklılıklar olsa da, bu kart ile günlük travelcard maliyetinden hiç bir zaman daha fazlası ödenmiyor.
Travelcard
Londra’da ulaşım için bir diğer seçenek ise Travelcard.. Günlük olarak “Day Travelcard” ve haftalık olarak “7 Day Travelcard” lar mevcut. Bu Travelcard da geçerli olduğu süre ve “zone” içerisinde sınırsız kullanım hakkı veren bir karttır. İlk seferde zone 1-2’yi kapsayan kart almak muhtemelen yeterli olacaktır.
Visitor Oyster Card

Bu ise internet üzerinden bulunduğunuz ülkedeki adresinize gelmesi için sipariş verebileceğiniz ve Londra’ya varır varmaz kullanılabilen ulaşım kartıdır. Bir nevi Pay-As-You-Go yani kullandığın kadar öde kartıdır.Ulaşım ile ilgili ihtiyaca göre daha başka çeşit kartlar da mevcut; ama az çok bilgi sahibi olduklarım bunlar. Daha detaylı bilgi için www.tfl.gov.co.uk adresine bakabilirsiniz.

  • Havalimanlarından Şehir Merkezine Ulaşım

Burada yine bizzat bulunduğum havalimanlarından Londra şehir merkezine gitmek için kullandığım ulaşım şekillerinden bahsedeceğim. Öncelikle, Heathrow Havalimanı’ndan çıktıktan ve Oyster Card’ımı aldıktan sonra underground tabelasını takip edip mavi hat olan Piccadilly Line ile herhangi bir aktarma yapmadan yaklaşık bir saatte Leicester Square’ye ulaştım. Oradan da yaklaşık on – on beş dakika yürüyüp Dean Street üzerindeki kiralalık daireme geçtim. Bu arada şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Telefonumda  o anda internet ve kullanabileceğim kredi olmadığından yoldan geçen bir İngiliz’den rica ettim. Sağolsun eleman direkt ev sahibimi arayıp bulunduğum noktayı söyledi. Hani İngilizler soğuk millettir falan derler ya alakası yok. Bunu sadece bu olay için söylemiyorum. Yıllardır İngilizlerle muhabbet ederim, bir soğukluklarını görmedim.

londra-gezilecek-yerler

Gelelim Stansted Havalimanı’na.. Burada ise havalimanından bagajımı aldıktan sonra, geçen sene Roma-Fiumicino Havalimanı’na gitmek için kullanmış olduğum Terravision şirketini tercih ettim. Underground istasyonuna aktarma yapmak için en uygun yer olan Liverpool Street Station için Terravision’dan 8 pound değerindeki biletimi aldım. Yolculuk yine bir önceki sefer gibi yaklaşık bir saat sürdü. İndikten sonra istasyona yürüdüm. Liverpool Street Station denilen yerde tren istasyonu ve alt tarafında ise underground var. Buradan da tourism information yanından sıraya girip hemen bir Oyster Card aldım ve kırmızı hat Central Line ‘ı kullanarak merkez üssüm Lancaster Gate’te inip hostelime ulaştım.Bu arada gerek havalimanından şehir merkezine gerekse tam tersi istikamet için Easy Bus ile 1-2 pound’a yolculuk etmek mümkün. İnternetten bakıp saatlerinize uygun olanı seçip rezervasyon yapabilirsiniz.

  • Londra’da Telefon Kartları ve İnternet

İngiltere’de bana göre şaşırtıcı olan şey otellerin, hostellerin büyük çoğunluğunun internet erişimini belli bir ücret karşılığı sağlıyor olmaları. Günümüz teknoloji çağında gerçekten utanılması gereken bir durum. Hem sosyal mecralarda anlık paylaşımları sevmem hem de gerektiğinde haritadan yönümü tayin etme adına internet paketi almanın iyi bir karar olacağı sonucuna vardım. Bu arada, Londra’da özellikle Westminster civarında birçok noktada ücretsiz Wi-Fi noktası var. Londra’ya gitmeden önce araştırmalarım sonucu bana en iyi uyan şeyin Vodafone Freebee paketi olduğunu kanaatine varmıştım. 10 pound yükleyince 10 pound hediye kredi ile 300 sms ve 500 mb internet paketi sağlıyordu. Ama Oxford Street üzerindeyken aşırı derecede yağmur yağıyordu ve acil Nick amcama telefon etmem gerekiyordu. Vodafone aradım ama bulamadım. Yol kenarında bir İngiliz’e sordum, biraz muhabbet falan derken kendisinin Three kullandığını söyledi. Ben de Vodafone’dan vazgeçtim, hemen karşıdaki Three Store’a girdim. Hemen detayları vereyim : Sim kart alıp içine 15 pound yükledim. Bu pakette sadece UK toprakları içerisine arama yapılabiliyor ve internet ise bir ay içinde sınırsız. Diğer yandan, bir forumda ise en iyi seçeneğin Lyca olarak söylendiğini hatırlar gibiyim.Sonuç olarak, Londra’ya ikinci kez gidişimde de yine içine bir miktar para yükleyip bu sim kartımı kullandım. Diğer yandan, bu sim kartı ve interneti Dublin’de de kullanabilmiş olmam benim için adeta bir bonustu.Yazımı burada sonlandırmak istiyorum. Bir sonraki yazımda gezip gördüğüm kadarıyla cadde-mekan bilgisi ve gezilip görülecek yerleri anlatmaya çalışacağım.

6 yorum

  1. Merhaba , Londraya gitmeden önce bu yazıyı okudum ve blog sahibiyle mailleştim bana çok yardımcı oldu gercekten mukemmel bir yazı eklenecek birsey bulamadım , tek önerim eger 1 hafta falan kalacaksanız ve yerinizde durmadan londranın her yerini gezmek istiyırsanız haftalık oyster alın mutlaka , ayrıca çogu yerde görmediğim detay Hampstead heath e gitmenizi öneririm. Teşekkürler Sequ :))

    • Sequ'nun Seyahatnamesi

      Teşekkürler Mehmet. Umarım keyifli vakit geçirmişsindir. Bir daha gidersem eğer, ben de dediğin parka mutlaka uğrayacağım. ;)

  2. Öncelikle Londra ile ilgili gayet güzel bilgiler verdiğiniz için ellerinize sağlık. Bir sorum olacak. Metrodan benden önce biri Çıktı. Acelem olduğu ben de kapı açıkken kartımı cihaza tutup çıktım ama emin değilim okuyup okumadığından.Bir problem yaşar mıyım ceza falan? Nerden anlayacaklar diyorum ama güvenemiyorum bu ingilizlere.

    • Sequ'nun Seyahatnamesi

      Tfl.gov.uk sitesinde “Eğer kartınızı herhangi bir yönde okutmazsanız doğru ücreti anlayamayız. Bu yüzden maksimum ücret neyse onu alırız diyor. Detaylı bakmadim ama o ücret de 7.80 Pound. Yani bir dahaki binişinde senden muhtelemen bu parayı charge edecekler.

      Daha detaylı bilgi için verdiğim sitenin “maximum fares” kısmına bir göz at derim.

Yorum Yap

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

WpCoderX